Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Senin defolup gitmen lazım” dedi.
KILIÇDAROĞLU'NDAN ERDOĞAN'A "SENİN DEFOLUP GİTMEN LAZIM"
Partisinin grup toplantısında konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu Erdoğan için “3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.
CHP lideri Kılıçdaroğlu “Toplumu bölüyor, renklere tahammül edemiyor. Senin defolup gitmen lazım” ifadelerini kullandı. Okmeydanı’nda yaşananlara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu “Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunları çıkarsınlar. Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım” dedi.
Huzur istiyoruz ama huzurlum bir Türkiye yok. Bu kötü günler arasında bize bir armağan hediye edildi. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da Altın Palmiye aldı. Onunla gurur duyuyoruz. Onun filmlerinin her karesi bir sanat eseri gibidir. İzlerken duygulanırsınız. Fazla konuşma yoktur ama kendinizi filmin içinde hissedersiniz. O bir sinema bilgesidir. Tekrar yürekten kutluyorum bize armağan ettiği ödül için.
Taşeron işçiliğin kaldırılmasını isteyen tek parti CHP’dir. Taşeron işçilik döneminin bitmesi lazım. Defalarca bütün mitinglerde bunu dile getirdim. TBMM binası dahil bütün kamu kurumlarında taşeron işçi çalıştırılıyor. Sendikalara sesleniyorum. Taşeronluğa karşıysanız adresiniz CHP’dir. Taşeronluğu Türkiye’ye bela eden bu düzeni savunacak mısınız savunmayacak mısınız? Soma eylem yapan bütün işçi kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Sizin emeğinizi satan sendikacılara sakın güvenmeyin. Her zaman sizin yanınızda olacağız.
İKİ MİLYON TAŞERON İŞÇİYE SESLENİYORUM
Ama hala gidip de sizin emeğinizi sömüren, örgütlenmenize engel olan bir siyasal partiye destek verirseniz başınıza daha çok şey gelecek. Hep beraber ağlayacağız ama ağlamak çözüm değil. Çözümü beraber üreteceğiz. AB’de, ABD’de, Japonya’da hangi haklar varsa Türkiye’de de o haklar olsun diyoruz biz. 2 milyon taşeron işçiye tekrar sesleniyorum. Kimse kusura bakmasın. Sizin yeriniz, sizin ocağınız CHP’dir. Siz halktan birisiniz. Sizin haklarınızı arıyoruz. Ne arıyorsunuz sağda solda. Umut mu bekliyorsunuz. Onlardan size umut yok. onların kendisi köşeyi dönmeyi istiyor.
Ölen kardeşlerinizin mücadelesini yapmak zorundasınız. Onlar da işçiydi siz de işçisiniz. Onlar da çalışıyorsunuz siz de çalışıyorsunuz ama emeğinizi sömürtmeden. Yeriniz artık bellidir. Geleceksizin. eliniz mahkum. Ya sömürülmeye katlanacaksınız ya da ben de emeğimin hakkını almak istiyorum diyeceksiniz.
Türkiye riskli bir sürecin içine girdi. Gerginlik yaşanıyor ülkede. Kullanılan dil gerginliği besliyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur ama biz tekerlek kırılmadan önce yol gösteriyoruz. Siyasetçinin sorumluluğu aydınlardan biraz daha fazladır. Çünkü temsil yetkimiz var. Halktan oy almışız. Kendisi sorun olan iktidara karşı çözüm üretmeliyiz.
“ÜÇ GÜN SUSSA ÜLKEDE HUZUR OLUR”
Emin olun 3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. Biz muhalefete görevimizi yapıyoruz. Hükümet ülkeyi akılla yönetmeli öfkeyle değil. Kendisiyle kavga eden bir siyasal anlayış olabilir mi?
“GERGİNLİK OLMASIN DİYE BAZI HATALARI GÖRMÜYORUZ”
Toplumda kutuplaşma gerginlik omasın diye çok hassas davranıyoruz. Bazı hataları toplumda fazla kutuplaşma olmasın diye görmüyoruz. Soma olaylarında Gezi olaylarında toplumda kutuplaşma olmasın diye çok hassas davrandık.
Biber gazını copları bizim milletvekillerimiz yedi. Neden? Vatandaşın çocuğu dövülmesin biber gazı yemesin diye. Yanlış mı yapıyoruz biz acaba.
Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunlar bunları çıkarsınlar. Biz bunlara karşıyız. Her zaman söyledim yine söylüyorum. O kişiler acaba kim? Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Şimdi toplumda bu kutuplaşmayı yaratanlar kimler. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım.
Ben 68 kuşağındanım. Hep ülkemin bağımsızlığını savundum, huzuru savundum. 1960 ihtilali sonrası üç siyasetçiyi darağacına gönderdik. o dönem belki birileri alkışladı ama bugün siyasetçilerin idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu hepimiz görüyoruz.
Daha sonra üç gencimizi idame gönderdik. Neden? İntikam hırsıyla.
Biz yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Uygar dünya yaşadığı acıları bir toplumsal kazanıma dönüştürdü.
Biz tarihten ders almadık. O acıları toplumsal kazanıma dönüştüremedik. birileri geldi bizi geçti biz toplumu ayrıştırarak yeni fay hatları yaratarak toplumu bölüyoruz.
Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasıyla karşı karşıyayız. Toplum ayrışmış durumda. Ayrıştıran bölen halkı kullanan halkı kendisine köle haline getiren siyasetçiler.
Eğer siz karşınızdaki insanı insan yerine koyup onun derdini acısını bilirseniz, acısını paylaşabilirseniz toplumsal kazanım yakalarsanız. Ama onu ötekileştirirseniz yakalayamazsanız. Siz düşünebiliyor musunuz empati kuramayan bir siyasetçi? Onu oy makinesi olarak gören bir siyasetçi. Onun sorunlarına çözüm üreten değil. Türkiye onları aşmak zorundadır.. Yeni bir Türkiye’yi yaratacağız. Farklılıklarımız var mı elbette var. Ama onları zenginlik olarak göreceğiz. Eğer siz birisini ötekileştirirseniz, yaptığınız tüm haksızlıkları meşrulaştırmış olursunuz.
İnanç açısından, mezhep açısından ötekileştirir ve ondan sonra söyleyeceklerine meşruluk kazandırmaya çalışır. Bakın tarihe. Biz bunlardan ders çıkardık mı? Hayır ders çıkarmadık. Her seferinde başa dönüyoruz. Biz kalkınamıyoruz, büyüyemiyoruz.
Kendi iç sorunlarıyla sürekli kavga eden bir siyaset anlayışını bir tarafa bırakmak zorundayız. Bizde güzel bir laf var “Susma sustukça sıra sana gelecek” işçilerimizin söylediği.
Sadece sizin sorunlarınızı değil Türkiye’deki bütün işçilerin sorunlarını çözmeye talibiz. Emeklinin sorunu, çiftçinin sorunu, işçinin sorunu, ev hanımlarının sorunu hepsini çözmeye kararlıyız.
Ama bu slogan ne zaman atılıyor? Sıra onlara geldiği zaman atılıyor. Oysa bizim inancımızda haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deniyor. Haksızlıklara karşı susmayacaksın.
“BU SENDİKA DÜZENİNİ, SENDİKA AĞALIĞINI YIKACAĞIZ”
Ben isterdim ki TEKEL işçileri Kızılay’da dövüldüğü zaman Türkiye’nin bütün işçileri Ankara’da olsun. ben isterdim ki Soma’da 301 işçi hayatını kaybederken bütün sendikalar orada olsun. Ama bunlar olmuyor. İşçi kardeşim size sözüm var, bu sendika düzenini, sendika ağalığını yıkacağız ve onlardan da hesap soracağız.
Ayrışmadan söz ettik, kamplaşmadan söz ettik. Siz kamplaştırırsanız renkleri yok edersiniz. Bir siyah kalır bir beyaz kalır. Oysa güneş bile yedi renkli. Neden politikacı sert bir dil kullanıyor? Neden umut vaat etmiyoruz. Neden hep kavga ediyoruz. Neden ağzını açtığı zaman tepeden tırnağa hakaretlerle bu insanı maruz kalıyor. Bakın 301 işçi hayatını kaybetti. Ben de Soma’ya gittim. Bir kadıncağız bize sitemini yaptı. Yanımdakine de bu kadıncağız haklı dedim.
“ÖRNEK VERDİĞİ TARİHTE DAHA AMPUL İCAT EDİLMEMİŞTİ”
Sonra bir de bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan zatta gitti. Evet gitmesi gerekir. Gayet güzel, bakın 301 kişi hayatını kaybetmiş. Yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk yetim kalmış. Eşler yok, evlatlar yok. Büyük acı yaşanıyor. Bu gidiyor, sanki miting meydanı gibi kürsüyü koyuyor, başlıyor konuşmaya. Doğal bir ölüm kabul ediyor. Madenciliğin fıtratında doğasında böyle ölümler var diyor ve 1870’in 60’ın İngiltere’sinden örnek veriyor. 1860’da Abdülmecit tahtta ve ampul icat edilmemiş. Sen nasıl bu örneği verirsin. Bundan sonra Soma ayağa kalıyor. Herkes itiraz ediyor, yuh çekiyor. Efelenerek vatandaşın üzerine yürüyor. Yuh çekersen tokadı yersin diyor.
“SENİ TOKATLAYAN ADAMIN HALA ARKASINDAYSAN ORAYA BEN ÜÇ NOKTA KOYUYORUM”
“Yahudi dölü” diye ona hakaret ediyor. Sonra 4 bin polisle gidiyor ve de markete sığınmak zorunda kalıyor. Sonra marketteki bir vatandaşı da tokatlıyor. İlk kez bizim tarihimizde, bir ülkenin başbakanı kendi vatandaşını tokatlıyor. Bu ülkenin insanlarının 76 milyonun vicdanına sesleniyorum. Seni tokatlayan adamın hala arkasındaysan oraya ben üç nokta koyuyorum. Kimse kusura bakmasın.
Böyle bir şey olabilir mi? Bu şu demek, gidiyorsunuz cenaze evine başsağlığı dilemeye. Cenaze sahibine hakaret ediyorsunuz, bir de dövüyorsunuz. Biz oraya acıları paylaşmak için gittik. Onlar itiraz eder elbette eder. Düne kadar kim dinledi onları? Adam yerine bile koymadılar. Gideceksiniz çalışacaksınız dediler.
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Çatı adayı Erdoğan'ı üzecek.
"ÇATI ADAY" ERDOĞAN'A İLK MAĞLUBİYETİNİ TATTIRACAK
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' konusuyla ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerine tepki gösterdi.'
Hamzaçebi, "O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hamzaçebi, 'Çatı aday' konusunu değerlendirdi. Hamzaçebi, "Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var; Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır" dedi.
Hamzaçebi, "Cumhurbaşkanı bütün toplumun birliğini temsil eden bir kişidir, bir partinin adayı değildir" diyerek, şöyle devam etti:
"Şüphesiz bir partiye mensup olabilir ama seçildiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre tarafsız olmak zorundadır. Biz tarafsız cumhurbaşkanını tarif etmeye çalışıyoruz. Seçildiği anda partisiyle bir bağı varsa bu kesilecek ve toplumu temsil edecek. Çatı direkler, sütunlar üzerine yükselir. Direklerden herhangi biri olmaz veya eksik olursa sadece bir partinin oyuyla seçilip de ve o partiyi temsil eden bir kişi olarak hareket ederse bunun adı cumhurbaşkanı olmaz, partili bir cumhurbaşkanı olur, bu çatıda ayakta kalmaz çöker. Dolayısıyla aday bu şekilde olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet halk Partili ve Milliyetçi Hareket partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu Bir Türkiye, özgürlüklerden uzaklaşmış, insan hak ve özgürlüklerini kilitlemiş, bunların önüne engel koymuş tutsak bir Türkiye demektir. Bu kadar yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış bir kişi Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamına layık değildir."
'MHP İLE ÖNEMLİ OLAN İLKELERDE MUTABIK KALMAK'
"MHP ile bir temas başladı mı?" sorusuna Hamzaçebi, "Temas, bir şekilde olur. Önemli Olan ilkelerde mutabık kalmak" diye cevapladı.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' öneriyle ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:
"Kendisi mi düşünüyordu acaba, herhalde espri yapmıştır. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır. Ben buna inanıyorum."
Başbakan Erdoğan'ın 'Cadı avı' açıklamasına yönelik Hamzaçebi, "Amerika'da bir dönem 50'li yıllarda McCarthy dönemi vardı. O döneme benziyor. Yapsın bakalım. Türkiye hukuk devletidir. Bugün hukuku, egemenliği gücü altına almaya çalışan bir Tayyip Erdoğan vardır. Ama Türkiye'de hukuku milleti teslim alamayacaktır. Bu o kadar kolay değildir. Hukuk vardır. Kanunlarla kamu görevlilerinin görevlerine son verebilir, bunları yapıyor HSYK'da yaptı, başka kurumlarda yaptı. Bunların döneceği yerler vardır. En son milletten dönecektir. Sanmasın ki Bu yüzde 43 oy, onun antidemokratik otoriter uygulamalarına destektir. Hayır, hala 43 oyu yanlış yorumlayan bir Başbakan vardır."
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' konusuyla ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerine tepki gösterdi.'
Hamzaçebi, "O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hamzaçebi, 'Çatı aday' konusunu değerlendirdi. Hamzaçebi, "Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var; Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır" dedi.
Hamzaçebi, "Cumhurbaşkanı bütün toplumun birliğini temsil eden bir kişidir, bir partinin adayı değildir" diyerek, şöyle devam etti:
"Şüphesiz bir partiye mensup olabilir ama seçildiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre tarafsız olmak zorundadır. Biz tarafsız cumhurbaşkanını tarif etmeye çalışıyoruz. Seçildiği anda partisiyle bir bağı varsa bu kesilecek ve toplumu temsil edecek. Çatı direkler, sütunlar üzerine yükselir. Direklerden herhangi biri olmaz veya eksik olursa sadece bir partinin oyuyla seçilip de ve o partiyi temsil eden bir kişi olarak hareket ederse bunun adı cumhurbaşkanı olmaz, partili bir cumhurbaşkanı olur, bu çatıda ayakta kalmaz çöker. Dolayısıyla aday bu şekilde olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet halk Partili ve Milliyetçi Hareket partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu Bir Türkiye, özgürlüklerden uzaklaşmış, insan hak ve özgürlüklerini kilitlemiş, bunların önüne engel koymuş tutsak bir Türkiye demektir. Bu kadar yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış bir kişi Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamına layık değildir."
'MHP İLE ÖNEMLİ OLAN İLKELERDE MUTABIK KALMAK'
"MHP ile bir temas başladı mı?" sorusuna Hamzaçebi, "Temas, bir şekilde olur. Önemli Olan ilkelerde mutabık kalmak" diye cevapladı.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' öneriyle ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:
"Kendisi mi düşünüyordu acaba, herhalde espri yapmıştır. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır. Ben buna inanıyorum."
Başbakan Erdoğan'ın 'Cadı avı' açıklamasına yönelik Hamzaçebi, "Amerika'da bir dönem 50'li yıllarda McCarthy dönemi vardı. O döneme benziyor. Yapsın bakalım. Türkiye hukuk devletidir. Bugün hukuku, egemenliği gücü altına almaya çalışan bir Tayyip Erdoğan vardır. Ama Türkiye'de hukuku milleti teslim alamayacaktır. Bu o kadar kolay değildir. Hukuk vardır. Kanunlarla kamu görevlilerinin görevlerine son verebilir, bunları yapıyor HSYK'da yaptı, başka kurumlarda yaptı. Bunların döneceği yerler vardır. En son milletten dönecektir. Sanmasın ki Bu yüzde 43 oy, onun antidemokratik otoriter uygulamalarına destektir. Hayır, hala 43 oyu yanlış yorumlayan bir Başbakan vardır."
Etiketler:
akif hamzaçebi,
akp,
chp,
cumhurbaşkanı seçimi,
mhp,
siyaset,
Tayyip Erdoğan
26 Mayıs 2014 Pazartesi
İnce: "Başbakan'dan 3 yalova palavrası."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Yalova mitinginde söyledikleri CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin tepkisine neden oldu.
Sözcü’ye konuşan İnce şunları söyledi;
Başbakan Erdoğan Yalova’daki konuşmasında palavralarını sıraladı.
Birinci palavrası hiçbir zaman AKP bir oy fark ile seçimi kazanmadı. Tek bir mazbata verildi o da CHP’li Vefa Salman’a…
İkinci palavrası hile yapıldı diyor. Aslında söylediği doğru ancak hileyi yapan biz değil onlardı. Kendilerinin sandık görevlisini de biz belirleyecek değiliz. Zihinsel engelli kişi oy kullandı diye iptal edildi. Bir diğeri de meclis üyesinin yeğeninin kullandığı oy iptal gerekçesi oldu…
Üçüncü palavrası ‘Yalova’yı deprem enkazının altından biz kurtardık’ diyor. Buna inanan bir Yalovalı varsa cumhuriyet meydanında takla atacağım. Bu kadar büyük palavra ayıptır günahtır. Depremin üzerinden üç sene geçmiştir ne yapmıştır? Hiçbir şey. Bir şey yaptılar o da deprem vergilerini almaya devam ettiler.
Bir başbakanın alt-üst geçit sözü vermesini, pazar yerinin üstünü kapatacağız demesini, ağız diş sağlığı için bina kiraladıklarını bile söylemesini anlamak mümkün değil. Bir başbakanın bu kadar küçüldüğünü ilk kez görüyorum. Bu kadar küçülen Cumhuriyet tarihindeki ilk başbakandır.
Bu seçimde hiç itiraz olmayacak çünkü açık ara alacağız.
Başbakanın mitingini yüksek bir binadan izledim. Bursa ve Kocaeli’nden gelen otobüslere özel park alanı yaptılar. 500 otobüslük park alanı yaptılar. İstanbul’dan gelen büyük tekneler kuyrukta bekledi iskeleye yanaşmak için…Yalovalılar aşırı insan geleceği için sokağa çıkmamıştı.
Etiketler:
akp,
chp,
muharrem ince,
siyaset,
Tayyip Erdoğan,
yalova,
yerel seçim
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Yalancının mumu!
Yalancının mumu yatsıya kadar yandı!
Soma’da yaşanan felaketten sonra açıklamalarda bulunan Erdoğan, CHP’nin TBMM’ye sunduğu ve reddedilen araştırma önergesiyle ilgili, ”İçinde Soma adı geçmiyor” dedi ama işin aslı pek de öyle değildi. İşte araştırma önergesini veren CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in ve Erdoğan’ın açıklamaları.sözcü
Soma’da yaşanan felaketten sonra açıklamalarda bulunan Erdoğan, CHP’nin TBMM’ye sunduğu ve reddedilen araştırma önergesiyle ilgili, ”İçinde Soma adı geçmiyor” dedi ama işin aslı pek de öyle değildi. İşte araştırma önergesini veren CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in ve Erdoğan’ın açıklamaları.sözcü
Etiketler:
chp,
özgür özel,
siyaset,
soma,
Tayyip Erdoğan
13 Mayıs 2014 Salı
Akp Maden kazalarının önlenmesi için CHP'nin verdiği önergeyi reddetmiş.
Manisa'nın Soma İlçesi'nde Soma Holding'e ait kömür ocağında meydana gelen trafo patlamasının ardından çıkan yangın ve oluşan göçük sebebiyle 5 işçi hayatını kaybetti, yaklaşık 300 işçi göçük altında kaldı.
CHP’li vekiller geçtiğimiz Ekim ayında Soma’daki madenlerde meydana gelen iş kazalarını Meclis gündeminde taşımış, hazırlanan araştırma önergesi 29 Nisan’da Meclis’te görüşülmüştü.
Soma’da meydana gelen iş cinayetlerinin ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile bu ölümlerin nedenlerinin ve ihmal iddialarının araştırılması amacıyla Meclis’te bir komisyon kurulması istemiyle verilen önerge, CHP, MHP ve BDP’nin ‘Evet’ oylarına karşılık AKP’nin ‘Hayır’ oylarıyla reddedilmişti.
AKP’li vekillerin ‘Devletimiz güçlüdür, buna gerek yoktur’ itirazlarıyla önergenin reddedilmesinin sadece 15 gün ardından böyle bir olayın meydana gelmesi üzerine CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, ‘Felaket göz göre göre geliyor’ diye konuştu.
ÖZEL ŞİRKETE KİRALANDI
Konuyla ilgili CNN Türk’te canlı yayında konuşan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel; “Felaket göz göre göre geliyor Soma’da. Araştırma Komisyonu kurulması AKP oylarıyla reddedildi. Halbuki ayda en az 1 kez böylesi acılar yaşanıyor orada. Bunun sebebi ise eski teknoloji kullanılması ve iş-işçi güvenliğinin hiçe sayılması. Madenler devlet tarafından özel şirketlere kiralanıyor. Ancak şirket “kar” yapmak için, iş-işçi güvenliğinden kesinti yapıyor.
Şu an CHP’li 8 milletvekili olarak Soma’ya doğru gidiyoruz.” dedi.
Soma’ya Özgür Özel ile birlikte; Aykut Erdoğdu, Hasan Ören, Sakine Öz, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, İzmir Milletvekilleri Musa Çam, Mustafa Moroğlu ve Alaatin Yüksel’in gideceği öğrenildi.
TBMM’nin twitter hesabında 29 Nisan’da önerge görüşmesi böyle duyurulmuştu:
CHP’li vekiller geçtiğimiz Ekim ayında Soma’daki madenlerde meydana gelen iş kazalarını Meclis gündeminde taşımış, hazırlanan araştırma önergesi 29 Nisan’da Meclis’te görüşülmüştü.
Soma’da meydana gelen iş cinayetlerinin ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile bu ölümlerin nedenlerinin ve ihmal iddialarının araştırılması amacıyla Meclis’te bir komisyon kurulması istemiyle verilen önerge, CHP, MHP ve BDP’nin ‘Evet’ oylarına karşılık AKP’nin ‘Hayır’ oylarıyla reddedilmişti.
AKP’li vekillerin ‘Devletimiz güçlüdür, buna gerek yoktur’ itirazlarıyla önergenin reddedilmesinin sadece 15 gün ardından böyle bir olayın meydana gelmesi üzerine CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, ‘Felaket göz göre göre geliyor’ diye konuştu.
ÖZEL ŞİRKETE KİRALANDI
Konuyla ilgili CNN Türk’te canlı yayında konuşan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel; “Felaket göz göre göre geliyor Soma’da. Araştırma Komisyonu kurulması AKP oylarıyla reddedildi. Halbuki ayda en az 1 kez böylesi acılar yaşanıyor orada. Bunun sebebi ise eski teknoloji kullanılması ve iş-işçi güvenliğinin hiçe sayılması. Madenler devlet tarafından özel şirketlere kiralanıyor. Ancak şirket “kar” yapmak için, iş-işçi güvenliğinden kesinti yapıyor.
Şu an CHP’li 8 milletvekili olarak Soma’ya doğru gidiyoruz.” dedi.
Soma’ya Özgür Özel ile birlikte; Aykut Erdoğdu, Hasan Ören, Sakine Öz, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, İzmir Milletvekilleri Musa Çam, Mustafa Moroğlu ve Alaatin Yüksel’in gideceği öğrenildi.
TBMM’nin twitter hesabında 29 Nisan’da önerge görüşmesi böyle duyurulmuştu:
Etiketler:
akp,
chp,
siyaset,
soma,
türkiyem haberleri
1 Mayıs 2014 Perşembe
Polis CHP milletvekili Şafak Pavey'i gözaltına almak istedi.
CHP Milletvekili Şafak Pavey'i gözaltına alınmaktan annesi Ayşe Önal kurtardı.
1 Mayıs kutlamaları Taksim’de yasaklanınca İstanbul savaş alanına döndü. Taksim’e çıkmak isteyen göstericiler Beşiktaş’ta polisle çatıştı. CHP Milletvekili Şafak Pavey ve annesi gazeteci Ayşe Önal suçsuz olduğunu iddia ettikleri bir gencin gözaltına alınmasını engellemeye çalıştı.
Bu arada polisle arbede yaşayan Pavey de gözaltına alınmak istenince annesi Ayşe Önal 'O benim kızım' diyerek polislerinin kızını götürmesine karşı çıktı. Uzun bir arbedenin ardından polis; genci, Şafak Pavey’i ve Ayşe Önal’ı serbest bıraktı.
Bilindiği gibi Milletvekili Şafak Pavey geçirdiği bir tren kazasında bir eli ve bir ayağını kaybetmişti.
1 Mayıs kutlamaları Taksim’de yasaklanınca İstanbul savaş alanına döndü. Taksim’e çıkmak isteyen göstericiler Beşiktaş’ta polisle çatıştı. CHP Milletvekili Şafak Pavey ve annesi gazeteci Ayşe Önal suçsuz olduğunu iddia ettikleri bir gencin gözaltına alınmasını engellemeye çalıştı.
Bu arada polisle arbede yaşayan Pavey de gözaltına alınmak istenince annesi Ayşe Önal 'O benim kızım' diyerek polislerinin kızını götürmesine karşı çıktı. Uzun bir arbedenin ardından polis; genci, Şafak Pavey’i ve Ayşe Önal’ı serbest bıraktı.
Bilindiği gibi Milletvekili Şafak Pavey geçirdiği bir tren kazasında bir eli ve bir ayağını kaybetmişti.
Etiketler:
1mayıs,
chp,
şafak pavey,
türkiye,
türkiyem haberleri
30 Nisan 2014 Çarşamba
AKP'li kadın milletvekilini utandıran CHP'li.
AK Parti İstanbul Milletvekili Gülay Dalyan, TBMM Genel Kurulu çalışmalarına katıldı. Dalyan, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ile kürsüde konuşma yaptığı sırada sözlü tartıştı.
BEKLENMEDİK İLTİFAT
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM Genel Kurulu’nda dört bakanın fezlekesiyle ilgili kürsüden yaptığı konuşma sırasında, kendisine oturduğu sıradan laf atan AK Parti İstanbul Milletvekili Gülay Dalyan’a beklemediği bir iltifatta bulundu.
Hamzaçebi kürsüde konuşurken laf atan Ak Parti milletvekili Gülay Aydan'la aralarında ilginç bir diyalog gelişti.
İşte ikili arasında geçen o diyalog:
GÜLAY DALYAN: Bunu cümle âlem konuştu.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ: Hanımefendi, size hiç yakışmıyor laf atmak.
GÜLAY DALYAN: Allah Allah, izin mi alacağız?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ: O kıyafetinizin şıklığı o laf atmanın sakilliğini izleyemiyor.
GÜLAY DALYAN: Biz her zaman şıklığımızı koruyoruz, siz partililerinize konuşun.
Bu iltifatların ardından AK Partili Gülay Dalyan'ın objektiflerin kendisine yöneldiğini görünce utanması dikkatlerden kaçmadı.
BEKLENMEDİK İLTİFAT
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM Genel Kurulu’nda dört bakanın fezlekesiyle ilgili kürsüden yaptığı konuşma sırasında, kendisine oturduğu sıradan laf atan AK Parti İstanbul Milletvekili Gülay Dalyan’a beklemediği bir iltifatta bulundu.
Hamzaçebi kürsüde konuşurken laf atan Ak Parti milletvekili Gülay Aydan'la aralarında ilginç bir diyalog gelişti.
İşte ikili arasında geçen o diyalog:
GÜLAY DALYAN: Bunu cümle âlem konuştu.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ: Hanımefendi, size hiç yakışmıyor laf atmak.
GÜLAY DALYAN: Allah Allah, izin mi alacağız?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ: O kıyafetinizin şıklığı o laf atmanın sakilliğini izleyemiyor.
GÜLAY DALYAN: Biz her zaman şıklığımızı koruyoruz, siz partililerinize konuşun.
Bu iltifatların ardından AK Partili Gülay Dalyan'ın objektiflerin kendisine yöneldiğini görünce utanması dikkatlerden kaçmadı.
28 Nisan 2014 Pazartesi
CHP'li şairi Akp'li Belediye çöpcü yaptı.
Denizli’nin ödüllü şairlerinden, Çivril Belediyesi’nde 4,5 yıl Basın-Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekilliği yapan Hakan Keysan’dan , yerel seçimin ardından Çivril Belediyesi yönetiminin CHP’den AKP’ye geçmesiyle, görev yeri değiştirilerek çöpçülüğe verildi.
Denizli’nin ödüllü şairlerinden, Çivril Belediyesi’nde 4,5 yıl Basın-Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekilliği yapan Hakan Keysan , yerel seçimin ardından Çivril Belediyesi yönetiminin CHP’den AKP’ye geçmesiyle, görev yeri değiştirilerek çöpçülüğe verildi.
Seçim bitti çöpçü oldular
30 Mart yerel seçimlerinde Çivril Belediyesi’nde yönetim CHP’den AKP’ye geçti. Denizli Haber’den Şengül Boz’un haberine göre; Başkan Güven Gürcan’ın ilk icraatlarından birisi de personel görevlendirmeleri oldu ve şair Hakan Keysan, temizlik işlerinde görevlendirildi.
Çivril’de elinde süpürgeyle sokak ve caddelerde temizlik yapan Hakan Keysan, geçtiğimiz hafta sonu İzmir Kitap Fuarı’na katıldı. Orada okurlarıyla buluşan Keysan, “4,5 yıl önce Çivril Belediyesi’nde işçi olarak çalışmaya başladım. Ancak, 4 yıllık fakülte mezunu olmam ve yeteneklerim doğrultusunda basın-yayın ve hakla ilişkiler birimi ile kültür, sosyal ve sportif alanlarında görevlendirildim. Şimdi çöpte çalışıyorum. Ben nerede olursa olsun yaptığım işi layıkıyla yapmaya çalışırım. Ancak, yeteneklerim ve eğitim aldığım alanda değerlendirilmek isterdim” dedi.
Çivril Belediyesi’nde 4,5 yıl Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekilliği görevi ile birlikte kültür, sosyal ve sportif hizmetlerin yürütülmesinde görev alan Keysan, Dumlupınar Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği Bölümü mezunu olması nedeniyle Çivril Belediyesi bünyesinde açılan Yaz ve Kış Spor Okulları’nda verdiği eğitimle çok sayıda genci sporla tanıştırdı.
Ayrıca, 4 yıldır antrenörlüğünü üstlendiği Yeşil Çivril Belediyespor’un önemli başarılara imza atmasında rol oynadı. Geçtiğimiz yıl kurulan Nikfer Kayak Doğa Turizmi Gençlik ve Spor Kulübü (NİKADOS) Başkanı da olan Keysan, kayak sporunda da Denizli’deki öncülerden biri oldu.
CEMAL SÜREYYA ÖDÜLÜ’NÜ ALDI
Türkiye yazarlar Sendikası Üyesi olan ve Denizli’de 12 yıldan beri yayın hayatını sürdüren Sunak Dergisi’nin imtiyaz sahipliğini yapan Hakan Keysan’ın “Suda Bıçak İzi”, “Sus Odası”, “Yangın Lekesi” olmak üzere 3 şiir kitabı bulunuyor. Keysan, “Suda Bıçak İzi” isimli dosyasıyla 1999 yılında Cemal Süreyya Hatay Şiir Ödülü’nü kazandı.
Denizli’nin ödüllü şairlerinden, Çivril Belediyesi’nde 4,5 yıl Basın-Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekilliği yapan Hakan Keysan , yerel seçimin ardından Çivril Belediyesi yönetiminin CHP’den AKP’ye geçmesiyle, görev yeri değiştirilerek çöpçülüğe verildi.
Seçim bitti çöpçü oldular
30 Mart yerel seçimlerinde Çivril Belediyesi’nde yönetim CHP’den AKP’ye geçti. Denizli Haber’den Şengül Boz’un haberine göre; Başkan Güven Gürcan’ın ilk icraatlarından birisi de personel görevlendirmeleri oldu ve şair Hakan Keysan, temizlik işlerinde görevlendirildi.
Çivril’de elinde süpürgeyle sokak ve caddelerde temizlik yapan Hakan Keysan, geçtiğimiz hafta sonu İzmir Kitap Fuarı’na katıldı. Orada okurlarıyla buluşan Keysan, “4,5 yıl önce Çivril Belediyesi’nde işçi olarak çalışmaya başladım. Ancak, 4 yıllık fakülte mezunu olmam ve yeteneklerim doğrultusunda basın-yayın ve hakla ilişkiler birimi ile kültür, sosyal ve sportif alanlarında görevlendirildim. Şimdi çöpte çalışıyorum. Ben nerede olursa olsun yaptığım işi layıkıyla yapmaya çalışırım. Ancak, yeteneklerim ve eğitim aldığım alanda değerlendirilmek isterdim” dedi.
Çivril Belediyesi’nde 4,5 yıl Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekilliği görevi ile birlikte kültür, sosyal ve sportif hizmetlerin yürütülmesinde görev alan Keysan, Dumlupınar Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği Bölümü mezunu olması nedeniyle Çivril Belediyesi bünyesinde açılan Yaz ve Kış Spor Okulları’nda verdiği eğitimle çok sayıda genci sporla tanıştırdı.
Ayrıca, 4 yıldır antrenörlüğünü üstlendiği Yeşil Çivril Belediyespor’un önemli başarılara imza atmasında rol oynadı. Geçtiğimiz yıl kurulan Nikfer Kayak Doğa Turizmi Gençlik ve Spor Kulübü (NİKADOS) Başkanı da olan Keysan, kayak sporunda da Denizli’deki öncülerden biri oldu.
CEMAL SÜREYYA ÖDÜLÜ’NÜ ALDI
Türkiye yazarlar Sendikası Üyesi olan ve Denizli’de 12 yıldan beri yayın hayatını sürdüren Sunak Dergisi’nin imtiyaz sahipliğini yapan Hakan Keysan’ın “Suda Bıçak İzi”, “Sus Odası”, “Yangın Lekesi” olmak üzere 3 şiir kitabı bulunuyor. Keysan, “Suda Bıçak İzi” isimli dosyasıyla 1999 yılında Cemal Süreyya Hatay Şiir Ödülü’nü kazandı.
Etiketler:
akp,
belediye hizmetleri,
chp,
çivril,
denizli,
hakan keysan,
şair
23 Nisan 2014 Çarşamba
İşte Yalova seçimini iptal ettiren AKP'li kısıtlı sandık müşahiti.
Yalova’da seçimlerin iptaline neden olanlardan Hasan B. Uzuntepe konuştu.
Yalova’da seçimlerin iptaline neden olan ‘7 kısıtlı seçmen’den biri olan Ak Partili Uzuntepe, ‘2010’da kısıtlı olduğuma karar verildi. YSK bana nasıl seçmen kaydı verdi bilmiyorum’ dedi.
Yalova’da 7 ‘kısıtlı’ seçmenin oy kullanması nedeniyle seçimler iptal olunca gözler bu isimlere çevrildi. Kısıtlı 7 vatandaş arasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem İnce’nin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) verdiği itiraz dilekçesinde ismi geçen Ak Parti sandık görevlisi Hasan Basri Uzuntepe’nin adı öne çıkıyor.
CHP’li İnce AKP’nin sandık görevlisi olarak atadığı Hasan Basri Uzuntepe için seçimi kaybedince ‘kısıtlıydı’ diyerek itirazda bulunmasını ‘kötü niyet’ diye nitelerken Rizeli olan ve Yalova’da yaşayan Hasan Basri Uzuntepe’ye VATAN ulaştı. Uzuntepe, şunları anlattı: “Benim kısıtlılığım 210’daki bir rapora dayanıyor.
Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2010 yılında bir sağlık kurulu başkanı, bir başhekim ve 6 doktordan oluşan 8 kişilik heyet tarafından ‘bipolar duygudurum bozukluğu’ olduğuna dair rapor verildi. Raporda yüzde 70 oranında ağır özürlü olduğum ve hastalığımın ‘tedaviyle işlevselliği düzelmeyen’ bir durum olduğu belirtiliyor. İlaç tedavim devam ediyor. Şu anda bir sorunum yok.”
Yalova’da seçimlerin iptaline neden olan ‘7 kısıtlı seçmen’den biri olan Ak Partili Uzuntepe, ‘2010’da kısıtlı olduğuma karar verildi. YSK bana nasıl seçmen kaydı verdi bilmiyorum’ dedi.
Yalova’da 7 ‘kısıtlı’ seçmenin oy kullanması nedeniyle seçimler iptal olunca gözler bu isimlere çevrildi. Kısıtlı 7 vatandaş arasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem İnce’nin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) verdiği itiraz dilekçesinde ismi geçen Ak Parti sandık görevlisi Hasan Basri Uzuntepe’nin adı öne çıkıyor.
CHP’li İnce AKP’nin sandık görevlisi olarak atadığı Hasan Basri Uzuntepe için seçimi kaybedince ‘kısıtlıydı’ diyerek itirazda bulunmasını ‘kötü niyet’ diye nitelerken Rizeli olan ve Yalova’da yaşayan Hasan Basri Uzuntepe’ye VATAN ulaştı. Uzuntepe, şunları anlattı: “Benim kısıtlılığım 210’daki bir rapora dayanıyor.
Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2010 yılında bir sağlık kurulu başkanı, bir başhekim ve 6 doktordan oluşan 8 kişilik heyet tarafından ‘bipolar duygudurum bozukluğu’ olduğuna dair rapor verildi. Raporda yüzde 70 oranında ağır özürlü olduğum ve hastalığımın ‘tedaviyle işlevselliği düzelmeyen’ bir durum olduğu belirtiliyor. İlaç tedavim devam ediyor. Şu anda bir sorunum yok.”
Etiketler:
akp,
chp,
seçim,
seçim hileleri,
yalova,
yerel seçim,
ysk
22 Nisan 2014 Salı
Rüşvetin yeni adı cari açık kapama!
REZA ZARRABIN HEYKELİNİ DİKMEK GEREK
Daha sonra kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise şunları söyledi:
''17 Aralık’tan sonra soyulan Türkiye gerçeğini gördük. Bir yabancının 4 bakanı nasıl satın aldığını gördük. 17 Aralık’ta darbe yapıldı diyor. Ne darbesi kardeşim. Hangi darbe…17 Aralık’ta eğer oğluna telefon edip paraları sıfırla diyorsa bu ülkedeki herkesin düşünmesi lazım. Şunu kimse söylemesin: Efendim Erdoğan’ın bundan haberi yoktu. Bunu diyenin önüne 3 sayfalık 18 nisan 2013 tarihli MİT raporunu koyarız. Bu hafta soruşturmalar başlayacak.
Neyin yalan neyin gerçek olduğu ortaya çıkacak. Biliyorsunuz bir havuz medyası var. Şimdi bu medya Reza Zarrab’ı TV ve kendi gazetelerine çıkarmaya başladı. Neymiş Zarrab çok hayırsever bir iş adamıymış. Cari açığı kapatan biriymiş.. Samimi söylüyorum Reza Zarrab’ın heykelini dikmek lazım... Meclis kavşağında Zafer Çağlayan anıtı dikildi. Onun yanına mutlaka Reza Zarrab’ın heykelinin olması lazım. Ama bir heykel yetmez. İkinci heykelin İçişleri Bakanlığın'nın önünde olması lazım. Zarrab’ın önünde yatan bir İçişleri bakanı heykeli olabilir orada. Üçüncü heykeli Başbakanlığın önüne dikeceksiniz. Elinde bir çikolata kutusu Başbakan’a giderken.
Son balkon konuşmasından bütün üçkağıtçılar vardı aile de vardı orada. Reza Zarrab yoktu. Onu da alsınlar oraya. Bence Bakanların cari açığını kapatmıştır. Rüşvetin yeni adı cari açığı kapatma. Ben merak ediyorum bu adam sanayiciydi de haberimiz mi yoktu. Rüşvetin adı cari açık oldu şimdi. Çıkarıyorsunuz Reza Zarrab’ı arkasında fon olarak Türk Bayrağı kullanılıyor. En ağırıma giden budur. Bir sahtekarın arkasına Türk bayrağı koyularak onu meşru gösterme asla mümkün olmamalıdır. Bunu hesabını havuz medyasından soracağız.''
Daha sonra kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise şunları söyledi:
''17 Aralık’tan sonra soyulan Türkiye gerçeğini gördük. Bir yabancının 4 bakanı nasıl satın aldığını gördük. 17 Aralık’ta darbe yapıldı diyor. Ne darbesi kardeşim. Hangi darbe…17 Aralık’ta eğer oğluna telefon edip paraları sıfırla diyorsa bu ülkedeki herkesin düşünmesi lazım. Şunu kimse söylemesin: Efendim Erdoğan’ın bundan haberi yoktu. Bunu diyenin önüne 3 sayfalık 18 nisan 2013 tarihli MİT raporunu koyarız. Bu hafta soruşturmalar başlayacak.
Neyin yalan neyin gerçek olduğu ortaya çıkacak. Biliyorsunuz bir havuz medyası var. Şimdi bu medya Reza Zarrab’ı TV ve kendi gazetelerine çıkarmaya başladı. Neymiş Zarrab çok hayırsever bir iş adamıymış. Cari açığı kapatan biriymiş.. Samimi söylüyorum Reza Zarrab’ın heykelini dikmek lazım... Meclis kavşağında Zafer Çağlayan anıtı dikildi. Onun yanına mutlaka Reza Zarrab’ın heykelinin olması lazım. Ama bir heykel yetmez. İkinci heykelin İçişleri Bakanlığın'nın önünde olması lazım. Zarrab’ın önünde yatan bir İçişleri bakanı heykeli olabilir orada. Üçüncü heykeli Başbakanlığın önüne dikeceksiniz. Elinde bir çikolata kutusu Başbakan’a giderken.
Son balkon konuşmasından bütün üçkağıtçılar vardı aile de vardı orada. Reza Zarrab yoktu. Onu da alsınlar oraya. Bence Bakanların cari açığını kapatmıştır. Rüşvetin yeni adı cari açığı kapatma. Ben merak ediyorum bu adam sanayiciydi de haberimiz mi yoktu. Rüşvetin adı cari açık oldu şimdi. Çıkarıyorsunuz Reza Zarrab’ı arkasında fon olarak Türk Bayrağı kullanılıyor. En ağırıma giden budur. Bir sahtekarın arkasına Türk bayrağı koyularak onu meşru gösterme asla mümkün olmamalıdır. Bunu hesabını havuz medyasından soracağız.''
Etiketler:
cari açık,
chp,
kemal kılıçdaroğlu,
reza zarrab,
siyaset,
yolsuzluk
'Reza Zarrab'ın heykelini dikmek lazım'
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Reza Zarrab'ın bir televizyon kanalında yaptığı açıklamaları eleştirdi.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamasından öne çıkanlar;
"Başbakanlık koltuğunda oturan zat, 2010'da kutlanan 1 Mayıs ile ilgili 'Dün Taksim meydanında yaşanan o tarihi an 2010 yılı asla ve asla tesadüfün eseri değildir. 1 Mayıs 2010 Türkiye'nin nasıl olgunlaştığının, tahrik ve provokasyondan nasıl sıyrıldığının somut bir abidesidir" demişti. Evet öyleydi, 1 Mayıs'ta hiçbir sorun olmadı. Kimsenin burnu kanamadı. Ertesi yıl, yasak gelmeye başladı. Neden? Hangi gerekçeyle yasaklıyorsunuz? Olaylar çıktı, fatura işçiye çıktı.
Yasak üzerine işçiler AİHM'e başvurdular. AİHM, '1 Mayıs'ta Taksim'de kutlama yapabilirsiniz' dedi. Uluslararası bir mahkeme Taksim'e izin verdi. Neden yasaklanıyor? Olaylar niye çıksın? 2010'da olay çıkmadı, yine çıkmaz. İnsanın kendi tarihine sahip çıkması doğaldır, orada 34 kişi öldü. Bu anılmayacak da ne anılacak bu ülkede?
Bırakın insanlar nerede istiyorsa bayramlarını kutlasın. Kimsenin kavga niyeti yok, ama baskı uygularsanız kavga çıkar. Herkes dikkatli olsun.
17 Aralık 2013 bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk. Bir tarihe bakın, bir şimdiye bakın. Her kuruşun hesabını halkına veren yönetime bakın, her kuruşu nasıl hortumlarım diyen hükümete bakın. O dönemde de yolsuzluklar olmuştur, ama hiç kimse affetmemiştir, ne Mustafa Kemal Atatürk, ne İsmet İnönü... Yolsuzluğa bulaşanı Yüce Divan'a göndermiştir. Onlar mütevazı yaşadı, onlar kendini halka adadı. Onların mirası üzerine kurulup devleti soyanlar bugün karşımızda. 17 Aralık'tan sonra soyulan Türkiye gerçeğini gördük. Bir yabancının 4 bakanı nasıl satın aldığını gördük.
'17 Aralık'ta bize darbe yapıldı' diyor. Ne darbesi? Darbelerden en büyük acıyı çekmiş bir siyasal parti olarak söylüyoruz, 'Hangi darbe'
'Erdoğan'ın haberi yoktu demesin' kimse. Bunu söyleyenin önüne 3 sayfalık MİT raporunu koyarız. 18 Nisan 2013 tarihli. Devletin soyulduğunu Erdoğan'a söylüyorlar. 8 ay sonra 17 Aralık oluyor. Başbakan'ı uyarıyorlar. Ama hiçbir şey olmuyor. Önce bunu vicdanlarımızda bir sorgulayacağız.
Bu hafta soruşturmalarla ilgili görüşmeler başlayacak. Bir havuz medyası var,
temel özelliği iktidar yandaşlığı yapmak ve yolsuzlukların üzerini kapatmak. Bu medya Reza Zarrab'ı televizyonlarına çıkarmaya başladı. Reza Zarrab Türkiye'nin cari açığını tek başına kapatan adammış. Reza Zarrab'ın heykelini dikmek lazım, ama yetmez İçişleri Baknalığı'nın önüne de bir heykel dikmek lazım. Reza Zarrab önünde yatan içişleri bakanı. Diyordu ya 'Sana bir şey olursa ben önüne yatarım' Başbakanlığın önüne de heykel dikmek lazım. Sarraf'ın elinde çikolata kutusu, Başbakanlığa giderken. Şimdi parlatıyorlar. Reza Zarrab'ın aile fotoğrafında da önemli bir yeri var."
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamasından öne çıkanlar;
"Başbakanlık koltuğunda oturan zat, 2010'da kutlanan 1 Mayıs ile ilgili 'Dün Taksim meydanında yaşanan o tarihi an 2010 yılı asla ve asla tesadüfün eseri değildir. 1 Mayıs 2010 Türkiye'nin nasıl olgunlaştığının, tahrik ve provokasyondan nasıl sıyrıldığının somut bir abidesidir" demişti. Evet öyleydi, 1 Mayıs'ta hiçbir sorun olmadı. Kimsenin burnu kanamadı. Ertesi yıl, yasak gelmeye başladı. Neden? Hangi gerekçeyle yasaklıyorsunuz? Olaylar çıktı, fatura işçiye çıktı.
Yasak üzerine işçiler AİHM'e başvurdular. AİHM, '1 Mayıs'ta Taksim'de kutlama yapabilirsiniz' dedi. Uluslararası bir mahkeme Taksim'e izin verdi. Neden yasaklanıyor? Olaylar niye çıksın? 2010'da olay çıkmadı, yine çıkmaz. İnsanın kendi tarihine sahip çıkması doğaldır, orada 34 kişi öldü. Bu anılmayacak da ne anılacak bu ülkede?
Bırakın insanlar nerede istiyorsa bayramlarını kutlasın. Kimsenin kavga niyeti yok, ama baskı uygularsanız kavga çıkar. Herkes dikkatli olsun.
17 Aralık 2013 bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk. Bir tarihe bakın, bir şimdiye bakın. Her kuruşun hesabını halkına veren yönetime bakın, her kuruşu nasıl hortumlarım diyen hükümete bakın. O dönemde de yolsuzluklar olmuştur, ama hiç kimse affetmemiştir, ne Mustafa Kemal Atatürk, ne İsmet İnönü... Yolsuzluğa bulaşanı Yüce Divan'a göndermiştir. Onlar mütevazı yaşadı, onlar kendini halka adadı. Onların mirası üzerine kurulup devleti soyanlar bugün karşımızda. 17 Aralık'tan sonra soyulan Türkiye gerçeğini gördük. Bir yabancının 4 bakanı nasıl satın aldığını gördük.
'17 Aralık'ta bize darbe yapıldı' diyor. Ne darbesi? Darbelerden en büyük acıyı çekmiş bir siyasal parti olarak söylüyoruz, 'Hangi darbe'
'Erdoğan'ın haberi yoktu demesin' kimse. Bunu söyleyenin önüne 3 sayfalık MİT raporunu koyarız. 18 Nisan 2013 tarihli. Devletin soyulduğunu Erdoğan'a söylüyorlar. 8 ay sonra 17 Aralık oluyor. Başbakan'ı uyarıyorlar. Ama hiçbir şey olmuyor. Önce bunu vicdanlarımızda bir sorgulayacağız.
Bu hafta soruşturmalarla ilgili görüşmeler başlayacak. Bir havuz medyası var,
temel özelliği iktidar yandaşlığı yapmak ve yolsuzlukların üzerini kapatmak. Bu medya Reza Zarrab'ı televizyonlarına çıkarmaya başladı. Reza Zarrab Türkiye'nin cari açığını tek başına kapatan adammış. Reza Zarrab'ın heykelini dikmek lazım, ama yetmez İçişleri Baknalığı'nın önüne de bir heykel dikmek lazım. Reza Zarrab önünde yatan içişleri bakanı. Diyordu ya 'Sana bir şey olursa ben önüne yatarım' Başbakanlığın önüne de heykel dikmek lazım. Sarraf'ın elinde çikolata kutusu, Başbakanlığa giderken. Şimdi parlatıyorlar. Reza Zarrab'ın aile fotoğrafında da önemli bir yeri var."
Etiketler:
chp,
kemal kılıçdaroğlu,
reza zarrab,
siyaset
18 Nisan 2014 Cuma
HDP oyunu CHP'den mi alıyor Yoksa AKP'den mi?
Seçimlerin son düzlüğünde, ‘oylar bölünmesin’ kampanyası ivme kazandı. Açıkça yazacak olursak, HDP, oyları bölüp AKP’ye destek olmakla suçlanıyor. Bu argümanın doğru olmadığını aşağıda somut veriler ışığında göstereceğim.
HDP’ye Yönelik Üç Çağrı
Seçim sürecinin başından beri, HDP’nin seçimlerde ne yapması gerektiğini söyleyen çok kesim var. Temelde HDP’ye üç şey önerildi:
1. HDP ve CHP ittifak yapsın
2. HDP Sırrı Süreyya Önder’i aday göstermesin, daha az popüler birisini aday göstererek CHP’ye dolaylı destek sunsun
3. HDP seçimlere girmesin
Bu üç olasılıktan ilkine HDP olumlu yanıt verdi ama bu, CHP tarafından reddedildi. Bu durum, en son bugün Kemal Kılıçdaroğlu tarafından “geldiler işbirliği önerdiler kabul etmedik. 'Bize zarar verir' dedik bu. Aynı düşüncemi bugün de söylüyorum” şeklinde doğrulandı. Dolayısı ile ben, geri kalan iki ihtimalin maddi temelleri ile ilgili somut veriler paylaşarak tartışmaya katkıda bulunmak istiyorum.
İstanbul ve İzmir’de Anket
Bu verileri, SAMER araştırma merkezinin İstanbul ve İzmir’de gerçekleştirdiği ve benim koordinatörlüğünü yaptığım, 3944 kişiyle görüşülen anket çalışmasından elde ettik. Ankette, seçmenlere, yerel seçimlerde hangi partiye oy vereceklerini, daha önceki seçimlerde hangi partilere oy verdiklerini, bu seçimde ikinci tercihlerinin hangi parti olacağını, bazı isimler aday olursa veya olmazsa hangi partiye oy vereceklerini sorduk.
Öncelikle şu temel veri ile başlayalım. HDP seçmeninin, 2009 yerel seçimlerinde oy verdikleri partileri sorduk. Bu soru bize, HDP seçmenleri arasında AKP’den gelen kısmın, CHP’den gelenlerin iki katı olduğunu gösterdi:
BDP: % 49.06
AKP: % 10.06
CHP: % 5.66
EMEP: % 1.89
BBP: % 0.63
Oy Vermedim: %22.64
Cevap yok: %10.06
2. Argümana karşı (Sırrı Süreyya Önder seçime girmesin argümanı): Ankette Sırrı Süreyya Önder ve Mustafa Sarıgül’ün adaylığının yaratacağı etkiyi belirlemeye çalışmıştık. Sorduğumuz sorulardan birisi şuydu: ‘HDP/BDP adına Sırrı Süreyya Önder’den başka biri aday olursa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde aşağıdaki adaylardan hangisine oyunuzu verirsiniz?’ Daha önceki bir soruda Sırrı Süreyya Önder’e oy vereceğini söyleyen seçmenlerin, bu soruya verdiği yanıtların dağılımı şöyle:
BDP/HDP: %56.63
AKP: %15.66
CHP: %8.43
Oy vermem: %9.64
Cevap yok: %8.43
Yani, eğer çokça talep edildiği gibi Sırrı Süreyya Önder aday olmasa idi veya adaylıktan çekilirse, HDP seçmeninden AKP’ye gidecek oy, CHP’ye gidecek oyun iki katıdır. Başka bir soru ile, sadece Sadece Sırrı Süreyya Önder aday olursa HDP’ye oy verecek seçmenlerin, yani tam Sırrıcıların, ikinci parti tercihlerini sorduğumuzda, AKP’nin %15.28, CHP’nin %4.17 olduğunu gördük. Dolayısı ile Önder, AKP seçmenini CHP seçmeninden iki kat daha fazla çekmiştir. Önder aday olmazsa CHP kazanır argümanı doğru değildir, tam tersine Önder aday olmazsa AKP kazanır.
3. Argümana Karşı (HDP seçime girmesin). HDP’yi destekleyen seçmenlere, HDP seçimlere girmese idi kime oy vereceklerini sorduk. %37.82’si oy vermeyeceğini söylerken, %15.38’i AKP, %5.13’ü ise CHP’yi tercih edeceğini belirtmiştir. Yani, HDP seçime girmezse karlı çıkacak olan CHP değil AKP’dir.
Bu verileri kısaca yorumlamak istiyorum:
1. HDP’ye yönelik ‘oyları bölüyorlar’ söylemi yanlıştır. HDP, CHP’den ve ancak daha çok AKP’den gelen yeni oylarla seçmen tabanını genişletmektedir. Bir diğer deyişle, HDP, sosyolojik olarak sadece CHP ile değil, CHP ve AKP’nin ikisi ile de rekabet eden bir partidir. Yani, iki partinin toplumsal tabanına da hitap eden, hatta AKP tabanından, CHP’ye göre daha fazla oy kazanan bir partidir.
2. Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bugün ifade ettiği gibi, bütün bu istatistiksel verilere rağmen iyi niyetle CHP ile ittifak görüşmesi yapan, fakat CHP’nin ‘bizim tabanımız sizinle açıkça ittifak yapmamızı hoş karşılamaz’ dediği bir partiye, seçimlere bir hafta kala ‘oyları bölme çekil’ çağrısı yapmanın, ne bilimsel bir temeli ne de ahlaki geçerliliği vardır. HDP çekilirse, AKP’nin oyları CHP’ninkilerden daha fazla artacaktır.
3. Bu sosyolojik durumdan haberdar olmayıp Recep Tayyip Erdoğan’dan ve AKP’den bir an evvel kurtulma isteği ile HDP’ye yönelik dostça ortaklık önerilerinde bulunan bir sürü insanın, bir sürü Gezi’cinin son derece iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Berkin Elvan’ın ve diğer Gezi şehitlerinin katillerinden kurtulmak, onlardan hesap sormak milyonlarca insanın en büyük arzusu. HDP bu çağrıya kulak verdi, elinden geleni yaptı ancak kapıyı kapatanlar CHP’li yöneticiler oldular.
4. Bahsettiğim sosyolojik durumun farkında olarak bu kampanyayı inşa edenler ve HDP’ye yönelik suçlamalarda bulunanlar, ‘İstanbul’da AKP’yi devirecektik, ama HDP yüzünden olmadı’ diyerek HDP’yi itibarsızlaştırmak, AKP kazanırsa bunun bütün sorumluluğunu HDP’ye yükleyerek, HDP’nin güçlenmesini durdurmaya çalışmaktadırlar. Ancak, rakamlar göstermektedir ki, son dakikada ‘oyları bölmeyin’ şeklinde yapılan bu çağrının gerçekçi bir temeli bulunmamaktadır.
5. HDP, hem CHP’den ama daha çok AKP’den oy alarak, önümüzdeki süreçte hızla büyüyecek ve ilk yerel 2020’ye yaklaşırken Türkiye’nin en güçlü siyasi partilerinden birisi olacaktır. HDP’ye yönelik hem fiziki faşist saldırılar, hem de söylemsel düzlemde ilerleyen itibarsızlaştırma çabaları, bu duruma karşı geliştirilen farklı tarzlardaki tepkilerdir.
6. Bu kampanyayı yürütenler, HDP'yi itibarsızlaştırmaya ve 1960larda Türkiye İşçi Partisi'ne yaptıkları gibi meclis dışı itmeye çalışmaktadırlar. Yani kendilerine yönelik soldan gelen rekabeti elimine etmeye çalışmaktadırlar. Ayrıca ittifakı kabul etmeyen taraf pozisyonunu da aklamaya uğraşmaktadırlar. Bu cemaatin ve ulusalcıların yürüttüğü anti-HDP kampanyalarıyla örtüşmektedir. Bu kampanyalarda, Sırrı Süreyya Önder’e gidecek oyların, CHP-AKP oy farkını kapatmaya yeteceği, dolayısı ile HDP’nin AKP’ye çalıştığı iddia edilmektedir. Gerçekten CHP-AKP farkı kapandı ise bile, yukarıda sunduğum veriler, bu iddiaları çürütmektedir. Bu kampanyanın tek amacı güçlenen HDP’yi itibarsızlaştırmaktır.
Sonuç olarak, HDP’nin çeşitli şekillerde engellenmediği takdirde Türkiye’yi hızla nasıl değiştireceğini ve demokratikleştireceğini yakın gelecekte göreceğiz. Dolayısı ile, lütfen herkes kime canı istiyorsa ona oy versin. Endişe etmeyin, HDP en büyük darbeyi AKP’ye vuracaktır.
Not: Anketin ham datasına arzu edenler SAMER’den ulaşabilirler (http://www.ssamer.com/ )
@yorukerdem Erdem Yörük
HDP’ye Yönelik Üç Çağrı
Seçim sürecinin başından beri, HDP’nin seçimlerde ne yapması gerektiğini söyleyen çok kesim var. Temelde HDP’ye üç şey önerildi:
1. HDP ve CHP ittifak yapsın
2. HDP Sırrı Süreyya Önder’i aday göstermesin, daha az popüler birisini aday göstererek CHP’ye dolaylı destek sunsun
3. HDP seçimlere girmesin
Bu üç olasılıktan ilkine HDP olumlu yanıt verdi ama bu, CHP tarafından reddedildi. Bu durum, en son bugün Kemal Kılıçdaroğlu tarafından “geldiler işbirliği önerdiler kabul etmedik. 'Bize zarar verir' dedik bu. Aynı düşüncemi bugün de söylüyorum” şeklinde doğrulandı. Dolayısı ile ben, geri kalan iki ihtimalin maddi temelleri ile ilgili somut veriler paylaşarak tartışmaya katkıda bulunmak istiyorum.
İstanbul ve İzmir’de Anket
Bu verileri, SAMER araştırma merkezinin İstanbul ve İzmir’de gerçekleştirdiği ve benim koordinatörlüğünü yaptığım, 3944 kişiyle görüşülen anket çalışmasından elde ettik. Ankette, seçmenlere, yerel seçimlerde hangi partiye oy vereceklerini, daha önceki seçimlerde hangi partilere oy verdiklerini, bu seçimde ikinci tercihlerinin hangi parti olacağını, bazı isimler aday olursa veya olmazsa hangi partiye oy vereceklerini sorduk.
Öncelikle şu temel veri ile başlayalım. HDP seçmeninin, 2009 yerel seçimlerinde oy verdikleri partileri sorduk. Bu soru bize, HDP seçmenleri arasında AKP’den gelen kısmın, CHP’den gelenlerin iki katı olduğunu gösterdi:
BDP: % 49.06
AKP: % 10.06
CHP: % 5.66
EMEP: % 1.89
BBP: % 0.63
Oy Vermedim: %22.64
Cevap yok: %10.06
2. Argümana karşı (Sırrı Süreyya Önder seçime girmesin argümanı): Ankette Sırrı Süreyya Önder ve Mustafa Sarıgül’ün adaylığının yaratacağı etkiyi belirlemeye çalışmıştık. Sorduğumuz sorulardan birisi şuydu: ‘HDP/BDP adına Sırrı Süreyya Önder’den başka biri aday olursa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde aşağıdaki adaylardan hangisine oyunuzu verirsiniz?’ Daha önceki bir soruda Sırrı Süreyya Önder’e oy vereceğini söyleyen seçmenlerin, bu soruya verdiği yanıtların dağılımı şöyle:
BDP/HDP: %56.63
AKP: %15.66
CHP: %8.43
Oy vermem: %9.64
Cevap yok: %8.43
Yani, eğer çokça talep edildiği gibi Sırrı Süreyya Önder aday olmasa idi veya adaylıktan çekilirse, HDP seçmeninden AKP’ye gidecek oy, CHP’ye gidecek oyun iki katıdır. Başka bir soru ile, sadece Sadece Sırrı Süreyya Önder aday olursa HDP’ye oy verecek seçmenlerin, yani tam Sırrıcıların, ikinci parti tercihlerini sorduğumuzda, AKP’nin %15.28, CHP’nin %4.17 olduğunu gördük. Dolayısı ile Önder, AKP seçmenini CHP seçmeninden iki kat daha fazla çekmiştir. Önder aday olmazsa CHP kazanır argümanı doğru değildir, tam tersine Önder aday olmazsa AKP kazanır.
3. Argümana Karşı (HDP seçime girmesin). HDP’yi destekleyen seçmenlere, HDP seçimlere girmese idi kime oy vereceklerini sorduk. %37.82’si oy vermeyeceğini söylerken, %15.38’i AKP, %5.13’ü ise CHP’yi tercih edeceğini belirtmiştir. Yani, HDP seçime girmezse karlı çıkacak olan CHP değil AKP’dir.
Bu verileri kısaca yorumlamak istiyorum:
1. HDP’ye yönelik ‘oyları bölüyorlar’ söylemi yanlıştır. HDP, CHP’den ve ancak daha çok AKP’den gelen yeni oylarla seçmen tabanını genişletmektedir. Bir diğer deyişle, HDP, sosyolojik olarak sadece CHP ile değil, CHP ve AKP’nin ikisi ile de rekabet eden bir partidir. Yani, iki partinin toplumsal tabanına da hitap eden, hatta AKP tabanından, CHP’ye göre daha fazla oy kazanan bir partidir.
2. Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bugün ifade ettiği gibi, bütün bu istatistiksel verilere rağmen iyi niyetle CHP ile ittifak görüşmesi yapan, fakat CHP’nin ‘bizim tabanımız sizinle açıkça ittifak yapmamızı hoş karşılamaz’ dediği bir partiye, seçimlere bir hafta kala ‘oyları bölme çekil’ çağrısı yapmanın, ne bilimsel bir temeli ne de ahlaki geçerliliği vardır. HDP çekilirse, AKP’nin oyları CHP’ninkilerden daha fazla artacaktır.
3. Bu sosyolojik durumdan haberdar olmayıp Recep Tayyip Erdoğan’dan ve AKP’den bir an evvel kurtulma isteği ile HDP’ye yönelik dostça ortaklık önerilerinde bulunan bir sürü insanın, bir sürü Gezi’cinin son derece iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Berkin Elvan’ın ve diğer Gezi şehitlerinin katillerinden kurtulmak, onlardan hesap sormak milyonlarca insanın en büyük arzusu. HDP bu çağrıya kulak verdi, elinden geleni yaptı ancak kapıyı kapatanlar CHP’li yöneticiler oldular.
4. Bahsettiğim sosyolojik durumun farkında olarak bu kampanyayı inşa edenler ve HDP’ye yönelik suçlamalarda bulunanlar, ‘İstanbul’da AKP’yi devirecektik, ama HDP yüzünden olmadı’ diyerek HDP’yi itibarsızlaştırmak, AKP kazanırsa bunun bütün sorumluluğunu HDP’ye yükleyerek, HDP’nin güçlenmesini durdurmaya çalışmaktadırlar. Ancak, rakamlar göstermektedir ki, son dakikada ‘oyları bölmeyin’ şeklinde yapılan bu çağrının gerçekçi bir temeli bulunmamaktadır.
5. HDP, hem CHP’den ama daha çok AKP’den oy alarak, önümüzdeki süreçte hızla büyüyecek ve ilk yerel 2020’ye yaklaşırken Türkiye’nin en güçlü siyasi partilerinden birisi olacaktır. HDP’ye yönelik hem fiziki faşist saldırılar, hem de söylemsel düzlemde ilerleyen itibarsızlaştırma çabaları, bu duruma karşı geliştirilen farklı tarzlardaki tepkilerdir.
6. Bu kampanyayı yürütenler, HDP'yi itibarsızlaştırmaya ve 1960larda Türkiye İşçi Partisi'ne yaptıkları gibi meclis dışı itmeye çalışmaktadırlar. Yani kendilerine yönelik soldan gelen rekabeti elimine etmeye çalışmaktadırlar. Ayrıca ittifakı kabul etmeyen taraf pozisyonunu da aklamaya uğraşmaktadırlar. Bu cemaatin ve ulusalcıların yürüttüğü anti-HDP kampanyalarıyla örtüşmektedir. Bu kampanyalarda, Sırrı Süreyya Önder’e gidecek oyların, CHP-AKP oy farkını kapatmaya yeteceği, dolayısı ile HDP’nin AKP’ye çalıştığı iddia edilmektedir. Gerçekten CHP-AKP farkı kapandı ise bile, yukarıda sunduğum veriler, bu iddiaları çürütmektedir. Bu kampanyanın tek amacı güçlenen HDP’yi itibarsızlaştırmaktır.
Sonuç olarak, HDP’nin çeşitli şekillerde engellenmediği takdirde Türkiye’yi hızla nasıl değiştireceğini ve demokratikleştireceğini yakın gelecekte göreceğiz. Dolayısı ile, lütfen herkes kime canı istiyorsa ona oy versin. Endişe etmeyin, HDP en büyük darbeyi AKP’ye vuracaktır.
Not: Anketin ham datasına arzu edenler SAMER’den ulaşabilirler (http://www.ssamer.com/ )
@yorukerdem Erdem Yörük
Etiketler:
akp,
chp,
hdp,
seçim,
seçim sonuçları,
yerel seçim
17 Nisan 2014 Perşembe
CHP: Bedeli ne olursa olsun 1 Mayıs'ta Taksim'deyiz
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Taksim'in 1 Mayıs kutlamalarına kapatılmasına tepki gösterdi. Çelebi, 'Bedeli ne olursa olsun biz 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağız' dedi
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, TBMM’de beraberindeki CHP’li milletvekilleri ile birlikte basın toplantısı düzenledi. 1 Mayıs’ta Taksim’in kapatılmasıyla ilgili uygulamayı eleştiren ve Türkiye’nin gerilimli bir süreci yaşadığını belirten Çelebi, "1 Mayıs işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü. Kölelik koşullarına karşı bir direnişin adıdır 1 Mayısö dedi.
Basın toplantısının ardından Çelebi ve beraberindeki milletvekilleri, gazetecileri yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi kırmızı karanfil dağıttı.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, TBMM’de beraberindeki CHP’li milletvekilleri ile birlikte basın toplantısı düzenledi. 1 Mayıs’ta Taksim’in kapatılmasıyla ilgili uygulamayı eleştiren ve Türkiye’nin gerilimli bir süreci yaşadığını belirten Çelebi, "1 Mayıs işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü. Kölelik koşullarına karşı bir direnişin adıdır 1 Mayısö dedi.
Basın toplantısının ardından Çelebi ve beraberindeki milletvekilleri, gazetecileri yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi kırmızı karanfil dağıttı.
16 Nisan 2014 Çarşamba
Akp kendi sandık görevlisini YSK'ya şikayet etti.
Yalovada skandal başvuru
AKP Yalova'da sandık görevlisi yaptığı kişiyi 'Kısıtlı olduğu için oy kullanamaz' diyerek YSK'ya şikayet etti.CHP’li Vefa Salman’ın 6 oy farkla seçimi kazandığı Yalova Belediyesi’nde seçimin tekrarlanacağı iddiaları ortalığı karıştırdı. CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Yalova’da seçimin tekrarlanacağı konusunu kesin bir dille yalanlarken, AKP ile ilgili Yalova bombasını patlattı.
AKP’DEN YSK’YA İLGİNÇ İTİRAZ
İnce, AKP’li Yalova Belediye Başkan Adayı Yakup Koçal’a, ”AKP’li Yakup Koçal kendi sandık görevlisine zihinsel engellidir, oy kullanamaz diyerek YSK’ya itiraz etti mi?” diye sordu.
KISITLI DEDİKLERİ KİŞİ AKP’Lİ SANDIK GÖREVLİSİ ÇIKTI
İnce’nin söz ettiği belgelere SÖZCÜ ulaştı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop 7 Nisan 2014 tarihinde YSK’ya yaptığı itiraz başvurusunda 298 sayılı kanunun 8. maddesine dayanarak “seçimlerde oy kullanmaması gereken kısıtlıların oy kulandığını” ve seçimin iptal edilmesi gerektiğini belirtti.
Şentop, H.B.U. isimli şahsın, kısıtlı olduğu halde oy kullandığı konusunda itirazda bulunurken, H.B.U.’nun aynı zamanda 1217 Nolu sandıkta AKP’nin sandık görevlisi olarak görev yaptığı öğrenildi. sözcü
Etiketler:
akp,
chp,
muharrem ince,
siyaset,
yalova,
yerel haberler,
yerel seçim
15 Nisan 2014 Salı
Bu kez koruma önlemleri çok sağlam.
TBMM’de geçtiğimiz hafta saldırıya uğrayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geniş güvenlik önlemleri altında grup toplantısının yapılacağı salona girdi. Partililer tarafından alkış ve sloganlarla karşılanan Kılıçdaroğlu grup toplantısındaki konuşmasında hukuk devleti vurgusu yaptı.
Meclis’te bugün grup toplantıları yapılıyor. CHP grubunda Kılıçdaroğlu gelmeden önce geçen haftaki saldırı sebebiyle geniş güvenlik önlemi alındı. Saldırının gerçekleştiği kuliste koltuklar kaldırıldı. Kılıçdaroğlu’nun geçeceği koridorda ziyaretçilerin beklemesine müsaade edilmedi. Kılıçdaroğlu salona girerken çok sayıda polis güvenlik önlemi aldı. Basın mensuplarının yoğun ilgisi sebebiyle Kılıçdaroğlu salona girerken zaman zaman izdiham da yaşandı.
Alkışlar ve sloganlar eşliğinde salona giren Kılıçdaroğlu isminin okunmasının ardından kürsüye gelerek haftalık grup konuşmasını yapmaya başladı. Konuşmasının başında Kılıçdaroğlu hukuk devletinin anlam ve öneminden bahsetti. Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Hukuk devletinde güçlüler haklı değil, haklılar güçlüdür.” dedi.
Hesap vermenin hukuk devletinin temel esaslarından biri olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Hukuk devleti dayatmacı değil, yurttaşına hizmet eden devlettir. Baskı kuran devlete hukuk devleti denemez.” ifadelerini kullandı.
Meclis’te bugün grup toplantıları yapılıyor. CHP grubunda Kılıçdaroğlu gelmeden önce geçen haftaki saldırı sebebiyle geniş güvenlik önlemi alındı. Saldırının gerçekleştiği kuliste koltuklar kaldırıldı. Kılıçdaroğlu’nun geçeceği koridorda ziyaretçilerin beklemesine müsaade edilmedi. Kılıçdaroğlu salona girerken çok sayıda polis güvenlik önlemi aldı. Basın mensuplarının yoğun ilgisi sebebiyle Kılıçdaroğlu salona girerken zaman zaman izdiham da yaşandı.
Alkışlar ve sloganlar eşliğinde salona giren Kılıçdaroğlu isminin okunmasının ardından kürsüye gelerek haftalık grup konuşmasını yapmaya başladı. Konuşmasının başında Kılıçdaroğlu hukuk devletinin anlam ve öneminden bahsetti. Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Hukuk devletinde güçlüler haklı değil, haklılar güçlüdür.” dedi.
Hesap vermenin hukuk devletinin temel esaslarından biri olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Hukuk devleti dayatmacı değil, yurttaşına hizmet eden devlettir. Baskı kuran devlete hukuk devleti denemez.” ifadelerini kullandı.
13 Nisan 2014 Pazar
Aylin Kotil'den bomba iddialar.
Bir CHP’li Bakara-makara deseydi öldürülürdü!
CHP'li Aylin Kotil, Egemen Bağış'ın Kur'an ayetleriyle alay ettiğinin öne sürüldüğü ses kaydına atıfta bulunarak, 'Bir CHP'li Bakara-makara deseydi öldürülürdü' dedi.30 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Beyoğlu’nun CHP belediye başkan adayı olan ancak AKP adayı Misbah Demircan'a kaybeden Aylin Kotil, eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış'a ait olduğu öne sürülen ses kaydında Kur'an ayetleriyle dalga geçtiğinin öne sürülmesine ilişkin, "Bir CHP’li kazara, ‘makara bakara’ deseydi offff... Sittin sene belimizi doğrultamazdık. Bitmiştik yani. Linç edilir, öldürülürdü sokakta" dedi.
Zaman gazetesinden Fehmi Ur'a konuşan Kotil, AKP hükümetinin Fethullah Gülen cemaatine ait yurtdışındaki Türk okullarının kapatılmasına yönelik başlattığı girişimlere ilişkin, "Şimdi bir eğitimci olarak, eğitim dediğiniz vakit benim için akan sular duruyor. Eğitimli bir nesil her zaman tercihim. Okulların kapatılması veya okullara hayır deme gibi bir bakış açım olamaz zaten" ifadelerini kullandı.
Aylin Kotil'in açıklamalarından satırbaşları şöyle:
Beyoğlu, genel olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yakın olarak görülüyor. İnsanlarda böyle bir algı var. Ama epeydir ilçede sağ partiler kazanıyor...
Özellikle, İstiklal ve Cihangir bölgesi böyle biliniyor. Aslında durum hiç öyle değil. Toplamda 45 mahallemiz var. Bunlardan sadece 3-4 tanesi bu şekilde. Diğer geri kalan 42 mahallemiz gayet mütedeyyin diye adlandırdığımız kesimin oturduğu mahalleler.
Oyunuzu artırmanıza rağmen seçimi neden kaybettiniz?
Bunda, maalesef Saadet Partisi’nin blok olarak AK Parti’ye oy vermesi çok etkili oldu. Yani Saadet Partisi, kendi oyunu korumayı bırakın kendi oyunu aldığı oyun 5 bin daha azını almış olsa belki bugün biz belediye başkanı olacaktık! Güçlü olduğumuz mahallelerde, daha doğrusu eskiden güçlü olmayıp da şimdi güçlü olduğumuz mahallelerde, Kasımpaşa’nın bütün mahallelerinde kafa kafaya gittik. O bizi çok mutlu etti.
Bundan sonraki planlarınız neler?
Gelecek adına bir plan yapmadık ama seçimden sonra ne yaptınız, diye soracak olursanız; ilk etapta ilçe seçim kuruluna itirazımızı yaptık, ancak kabul edilmedi maalesef. Çünkü biz bir oyumuzun bile diğer haneye yazılmasını istemedik. İnsanlar şehir dışından geldiler. Zahmet çekerek oy kullandılar. Akşam saat 05.00’te Kasımpaşa merkezde bulunan okulda hâlâ kapılara kadar kuyruklar vardı. Emek vardı ortada. Eğer ben o oyun peşinde koşmazsam, o insanların emeğine yazık olurdu bu bir. İkincisi de; insanların zaten kazanamıyoruz, o zaman niye oy kullanalım, demesiyle eş anlamlı olurdu. Yapmamız gereken her şeyi yaptık. Bundan dolayı gelecek adına bir şey planlayamadık.
Milletvekili adayı olacağınız yönünde haberler var...
Gazeteciler sordu. Ben de böyle bir düşüncem yok, dedim. Ancak, varmış gibi gösterildi. Şimdilik böyle bir düşüncem yok.
Siyasete devam edeceğiniz sinyali veriyorsunuz sanki...
Bizim üzerimize düşen ne görev varsa bunu yapacağım. Zaten, yerel seçim sürecinde yaptığımız çalışmaları raporlayacağım. Genel merkeze sunmak istiyorum. Çünkü, sokakta çok fazla vakit geçirerek, insanlarla bire bir iletişime geçtim. Neler yapılabilir, ne olabilir, diye. İnsanların sorununu dinledim ve bununla ilgili bir çıkarımım oldu. Yani, bundan sonraki seçimlerde nasıl oyumuzu artırabileceğimiz yönünde. Daha doğrusu kendimizi nasıl tanıtabileceğimiz anlamında.
Mecliste Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Toplumdaki yönetenlerin şiddet dilinin durumu bu noktaya getirdiğine inanıyorum. Şiddet dilini bırakmamız gerekiyor. Farklı bir dile geçmeliyiz. Bunu artık her alanda görmeye başladık. Eskiden toplumda gerginlik veya hezeyan olduğu dönemlerde, o toplumdaki liderler halkı sükûnete davet ederlerdi. Maalesef şu an tam tersini görüyoruz. Halk yönetenleri sükûnete davet ediyor. Bu yüzden durum daha kötü olmadan artık bu şiddet dilinin değişmesi gerekiyor.
Geçen sene, Haydarpaşa’dan Ankara’ya yürüyerek seçim barajının kaldırılması için 19 günlük ilginç bir protestonuz vardı. Bundan sonra da sizi böyle eylemlerde görebilir miyiz?
Baraj düşmedi biliyorsunuz. O yüzden devam edecek. (Gülüyor)
Malum son günleri en çok meşgul eden konulardan biri de yurtdışındaki Türk okullarına yönelik hükümetin kapatma girişimleri. Bir eğitimci olarak siz ne düşünüyorsunuz?
Şimdi bir eğitimci olarak, eğitim dediğiniz vakit benim için akan sular duruyor. Eğitimli bir nesil her zaman tercihim. Çünkü şunu çok net gördüm; 3 yaşında okula başlayan bir çocukla, sadece 1. sınıftan okula başlayan çocuk arasında inanılmaz fark var. O yüzden eğitime hayır deme şansım yok. Ben bunu yaşıyorum, gözlemliyorum. Bir eğitimci olarak okulların kapatılması veya okullara hayır deme gibi bir bakış açım olamaz zaten.
Bir süredir ‘Hizmet Hareketi’ üzerinden bir ötekileştirme, kara propaganda yapılıyor. Bu durum toplumu nereye doğru götürüyor?
İnsan olarak etiketlemeyi seviyoruz. Burada siyasilere çok iş düşüyor. Bunu yapacak olan onlar. Toplum, hep ileri gelenleri örnek alır. O yüzden, sanatçılar, siyasiler birer rol model olduklarının farkında olarak hareket etmek durumundalar. Siz isteyin ya da istemeyin toplum size o misyonu yüklüyor.
Siyasetçiler rol modeldir demişken, Egemen Bağış’ın âyet ile dalga geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben size bir şey söyleyeyim. Bir CHP’li kazara, ‘makara bakara’ deseydi offff... Sittin sene belimizi doğrultamazdık. Bitmiştik yani. Linç edilir, öldürülürdü sokakta.
Yanlış tedavinin masrafı da hastadan alınacak
Sağlık'ta yeni dönem artık hasta olmaya gelmez!
Sağlık Bakanlığı'nın Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklik tartışmalara neden oldu. CHP, yönetmelik değişikliğiyle yanlış tedavinin masrafının artık hastalara yüklendiğini ileri sürerken; Sağlık Bakanlığı, değişikliğin Danıştay kararı nedeniyle yapıldığını savundu.
Sağlık Bakanlığı'nın Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklik 21 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlandı. CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, değişiklik öncesinde özel hastanede tedavi gören hastaya yanlış tedavi uygulanması ve hastanenin olanaklarının yeterli olmaması durumunda hastanın kamu ya da özel başka bir hastaneye sevk edilebildiğini; bu durumda masrafların da yanlış tedavi uygulayan hastane tarafından karşılandığını anımsattı. Ancak 21 Mart'ta yapılan değişiklikle, yanlış tedavi ya da hastanenin yetersizliği durumunda ortaya çıkan masrafların hastaya yüklendiğini ileri sürerek konuyu Meclis'e taşıdı. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
DEĞİŞİKLİK DANIŞTAY KARARIYLA YAPILDI
Şeker'in bu iddialarına karşılık sağlık bakanlığı, yönetmelik değişikliğinin Danıştay Kararı doğrultusunda yapıldığını savundu. Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Söz konusu hastanın transferi ve transfer edildiği hastanelerdeki teşhis ve tedavisi ile ilgili ücretleri tıp merkezi tarafından karşılanır” ibaresinin Danıştay Onuncu Dairesinin kararına dayanarak değiştirildiği belirtildi.
"KUSUR YOKKEN, SORUMLU TUTULAMAZ"
Danıştay'ın söz konusu kararında “Tıbbi müdahalelere bağlı olarak gelişen komplikasyon ve benzeri durumların her zaman kusurlu bir müdahaleye bağlı olmayacağı tartışmasızdır. İlgililerin kusurunun olmadığı durumlarda bu müdahalelerden kaynaklanan zararın tazmininden de sorumlu tutulmaması gerekmektedir. Kusurlu bir tıbbi müdahale olmaksızın tıp merkezlerini hastaların sevk edildiği hastanelerde yapılan teşhis ve tedavi masraflarından sorumlu tutmak hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Kaldı ki müdahalenin kusurlu olup olmadığı, zararın bu müdahaleden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve tıp merkezlerinin bu zararın tazmininden sorumlu tutulup tutulmayacağı açılacak bir tazminat davasının konusudur. Bu durumda, tıp merkezinde yapılan bir müdahaleye bağlı olarak gelişen komplikasyonlar ve/veya yoğun bakım hizmetine ihtiyaç olan durumlarda hastanın sevk edildiği ve tedavisinin yapıldığı hastanedeki teşhis ve tedavi ile ilgili ücretlerin tıp merkezi tarafından karşılanacağı ve bu ücretin hastadan talep edilemeyeceği yolundaki düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir” deniliyor.
Sağlık Bakanlığı, 21 Mart'ta yapılan değişikliğin Danıştay'ın bu kararına bağlı olarak yapıldığını vurgularken, "Komplikasyon her zaman kusurlu bir müdahaleye bağlı olarak ortaya çıkmamaktadır. Öncelikle komplikasyonun ilgili özel hastanenin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir" denildi.
SUÇ DUYURUSU VE TAZMİNAT YOLU AÇIKTIR
Ayrıca hastanın yanlış tedaviden zarar görmesi durumunda suç duyurusunda veya tazminat talebinde bulunabileceği anımsatılarak, "Zarar gören hastanın yargıda hak arama yolu açıktır. Yargıya başvurulduğunda kusur tespiti mahkemeler tarafından uzman bilirkişi, adli tıp kurumu veya yüksek sağlık şurası raporu ile yapılmaktadır. Mahkeme tarafından özel hastanenin kusurlu olduğu kanaatine varılması halinde tazminata hükmedilmektedir" denildi.
Sağlık Bakanlığı'nın Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklik tartışmalara neden oldu. CHP, yönetmelik değişikliğiyle yanlış tedavinin masrafının artık hastalara yüklendiğini ileri sürerken; Sağlık Bakanlığı, değişikliğin Danıştay kararı nedeniyle yapıldığını savundu.
Sağlık Bakanlığı'nın Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklik 21 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlandı. CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, değişiklik öncesinde özel hastanede tedavi gören hastaya yanlış tedavi uygulanması ve hastanenin olanaklarının yeterli olmaması durumunda hastanın kamu ya da özel başka bir hastaneye sevk edilebildiğini; bu durumda masrafların da yanlış tedavi uygulayan hastane tarafından karşılandığını anımsattı. Ancak 21 Mart'ta yapılan değişiklikle, yanlış tedavi ya da hastanenin yetersizliği durumunda ortaya çıkan masrafların hastaya yüklendiğini ileri sürerek konuyu Meclis'e taşıdı. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
DEĞİŞİKLİK DANIŞTAY KARARIYLA YAPILDI
Şeker'in bu iddialarına karşılık sağlık bakanlığı, yönetmelik değişikliğinin Danıştay Kararı doğrultusunda yapıldığını savundu. Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Söz konusu hastanın transferi ve transfer edildiği hastanelerdeki teşhis ve tedavisi ile ilgili ücretleri tıp merkezi tarafından karşılanır” ibaresinin Danıştay Onuncu Dairesinin kararına dayanarak değiştirildiği belirtildi.
"KUSUR YOKKEN, SORUMLU TUTULAMAZ"
Danıştay'ın söz konusu kararında “Tıbbi müdahalelere bağlı olarak gelişen komplikasyon ve benzeri durumların her zaman kusurlu bir müdahaleye bağlı olmayacağı tartışmasızdır. İlgililerin kusurunun olmadığı durumlarda bu müdahalelerden kaynaklanan zararın tazmininden de sorumlu tutulmaması gerekmektedir. Kusurlu bir tıbbi müdahale olmaksızın tıp merkezlerini hastaların sevk edildiği hastanelerde yapılan teşhis ve tedavi masraflarından sorumlu tutmak hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Kaldı ki müdahalenin kusurlu olup olmadığı, zararın bu müdahaleden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve tıp merkezlerinin bu zararın tazmininden sorumlu tutulup tutulmayacağı açılacak bir tazminat davasının konusudur. Bu durumda, tıp merkezinde yapılan bir müdahaleye bağlı olarak gelişen komplikasyonlar ve/veya yoğun bakım hizmetine ihtiyaç olan durumlarda hastanın sevk edildiği ve tedavisinin yapıldığı hastanedeki teşhis ve tedavi ile ilgili ücretlerin tıp merkezi tarafından karşılanacağı ve bu ücretin hastadan talep edilemeyeceği yolundaki düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir” deniliyor.
Sağlık Bakanlığı, 21 Mart'ta yapılan değişikliğin Danıştay'ın bu kararına bağlı olarak yapıldığını vurgularken, "Komplikasyon her zaman kusurlu bir müdahaleye bağlı olarak ortaya çıkmamaktadır. Öncelikle komplikasyonun ilgili özel hastanenin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir" denildi.
SUÇ DUYURUSU VE TAZMİNAT YOLU AÇIKTIR
Ayrıca hastanın yanlış tedaviden zarar görmesi durumunda suç duyurusunda veya tazminat talebinde bulunabileceği anımsatılarak, "Zarar gören hastanın yargıda hak arama yolu açıktır. Yargıya başvurulduğunda kusur tespiti mahkemeler tarafından uzman bilirkişi, adli tıp kurumu veya yüksek sağlık şurası raporu ile yapılmaktadır. Mahkeme tarafından özel hastanenin kusurlu olduğu kanaatine varılması halinde tazminata hükmedilmektedir" denildi.
Etiketler:
akp,
chp,
hasta hakları,
özel hastaneler,
sağlık,
sağlık politikaları,
siyaset
Özel Hastaneler yönetmeliğinde skandal değişiklik!
21 Mart’ta Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yapılan değişikliğe göre, ‘yanlış tedavinin’ masrafını artık hastalar ödeyecek. Skandal değişiklik Meclis’e taşındı.
21 Mart’ta Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde çok tartışılacak bir değişiklik yapıldı. Buna göre ‘yanlış tedavinin’ masrafını artık hastalar ödeyecek. CHP ’nin doktor vekili Şeker, siyasi tartışmalar sebebiyle gözden kaçan skandal değişikliği Meclis’e taşıdı.
Sağlık Bakanlığı’nın Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle ‘yanlış tedavinin’ masrafını artık hastalar ödeyecek. 21 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ancak siyasi gündem nedeniyle gözlerden kaçan yönetmelik değişikliğini, CHP, yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.
CHP’nin doktor vekili, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker , düzenlemenin, eski yönetmeliğin 40/A maddesinde değişiklik yaptığını belirterek, “Yönetmeliğin bu maddesi, ‘özel hastanede tedavi gören hastaya, yanlış tedavi yapılması ve hastanenin imkanları yeterli olmadığı durumlarda hastanın kamu ya da özel başka bir hastaneye sevkini’ düzenliyor.
ESKİDEN YANLIŞ TEDAVİ YAPAN HASTANE KARŞILIYORDU
Eski yönetmelikte, hastanın nakli ve sevk edildiği hastanedeki tedavisiyle ilgili zorunlu giderler, yanlış tedavi yapan ve bu nedenle sevk eden hastane tarafından karşılanıyordu. Ancak yönetmelik değişikliği ile 40/A maddesinin birinci fıkrasının, ikinci ve üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırıldı. Bu değişiklikle, yanlış tedavi masrafları artık hastaya yüklendi. Özel bir hastanede tedavi altındayken yanlış tedavi edilen ve komplikasyon yaşanan ve başka bir hastaneye sevk edilen hastalar, ilk hastanedeki yanlış tedavi ücretini, ardından sevk ücretini ödemek zorunda kalacak” dedi.
DEVLET HASTANELERİNDE YIĞILMALAR OLACAK
Doktorluk yaptığı için konuyu yakından bildiğini kaydeden Şeker, şöyle devam etti: “Diyelim ki yanlış tedavi oldu, komplikasyon gelişti, hasta bir başka özel hastaneye gönderiliyordu. Masrafları da yanlış tedaviyi yapan ilk hastane ödüyordu. Bu değişiklikle masraf hastaya yüklendiği gibi hastanenin yükümlülüğü de ortadan kaldırılıyor. Yeni yönetmelikte netlik yok. Hasta nereye gitsin, masrafları kim ödesin belli değil. İlk işlemi yani yanlış tedaviyi yapan hastane , masrafları ödemeyeceği için hasta ile kimse ilgilenmeyecektir. Bu, hastanın ortadan kalkması demektir. Üstelik gittiği hastane, hastadan fark isteyecektir. Vatandaş, fark ödememek için bu kez devlet hastanelerine yönelecek, devlet hastanelerinde yığılma olacaktır.”
Mehmet Şeker, yönetmelik değişikliğinin hasta haklarını geriye götürdüğüne dikkat çekerken seçim atmosferi ve siyasi tartışmalar nedeniyle kamuoyununun gözünden kaçtığını belirtti.
ÇiFTE MAĞDURiYET
Bugün gazetesinin haberine göre, Şeker, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde “Yeni düzenlemeyle hasta hem yanlış tedavinin masraflarını, hem de hastane tarafından uygulanan yanlış tedavi nedeniyle oluşan komplikasyonun tedavisine yönelik bedeli ödemek zorunda bırakılmakta, yani hasta iki kez ücret ödemeye mahkûm edilmektedir. Bu düzenlemeyle mağdur edilen hasta yerine mağduriyeti yaratan özel sağlık kurumları kollanmaktadır” dedi. Şeker, önergede, düzenlemenin gerekçesini sordu. samanyoluhaber
21 Mart’ta Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde çok tartışılacak bir değişiklik yapıldı. Buna göre ‘yanlış tedavinin’ masrafını artık hastalar ödeyecek. CHP ’nin doktor vekili Şeker, siyasi tartışmalar sebebiyle gözden kaçan skandal değişikliği Meclis’e taşıdı.
Sağlık Bakanlığı’nın Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle ‘yanlış tedavinin’ masrafını artık hastalar ödeyecek. 21 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ancak siyasi gündem nedeniyle gözlerden kaçan yönetmelik değişikliğini, CHP, yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.
CHP’nin doktor vekili, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker , düzenlemenin, eski yönetmeliğin 40/A maddesinde değişiklik yaptığını belirterek, “Yönetmeliğin bu maddesi, ‘özel hastanede tedavi gören hastaya, yanlış tedavi yapılması ve hastanenin imkanları yeterli olmadığı durumlarda hastanın kamu ya da özel başka bir hastaneye sevkini’ düzenliyor.
ESKİDEN YANLIŞ TEDAVİ YAPAN HASTANE KARŞILIYORDU
Eski yönetmelikte, hastanın nakli ve sevk edildiği hastanedeki tedavisiyle ilgili zorunlu giderler, yanlış tedavi yapan ve bu nedenle sevk eden hastane tarafından karşılanıyordu. Ancak yönetmelik değişikliği ile 40/A maddesinin birinci fıkrasının, ikinci ve üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırıldı. Bu değişiklikle, yanlış tedavi masrafları artık hastaya yüklendi. Özel bir hastanede tedavi altındayken yanlış tedavi edilen ve komplikasyon yaşanan ve başka bir hastaneye sevk edilen hastalar, ilk hastanedeki yanlış tedavi ücretini, ardından sevk ücretini ödemek zorunda kalacak” dedi.
DEVLET HASTANELERİNDE YIĞILMALAR OLACAK
Doktorluk yaptığı için konuyu yakından bildiğini kaydeden Şeker, şöyle devam etti: “Diyelim ki yanlış tedavi oldu, komplikasyon gelişti, hasta bir başka özel hastaneye gönderiliyordu. Masrafları da yanlış tedaviyi yapan ilk hastane ödüyordu. Bu değişiklikle masraf hastaya yüklendiği gibi hastanenin yükümlülüğü de ortadan kaldırılıyor. Yeni yönetmelikte netlik yok. Hasta nereye gitsin, masrafları kim ödesin belli değil. İlk işlemi yani yanlış tedaviyi yapan hastane , masrafları ödemeyeceği için hasta ile kimse ilgilenmeyecektir. Bu, hastanın ortadan kalkması demektir. Üstelik gittiği hastane, hastadan fark isteyecektir. Vatandaş, fark ödememek için bu kez devlet hastanelerine yönelecek, devlet hastanelerinde yığılma olacaktır.”
Mehmet Şeker, yönetmelik değişikliğinin hasta haklarını geriye götürdüğüne dikkat çekerken seçim atmosferi ve siyasi tartışmalar nedeniyle kamuoyununun gözünden kaçtığını belirtti.
ÇiFTE MAĞDURiYET
Bugün gazetesinin haberine göre, Şeker, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde “Yeni düzenlemeyle hasta hem yanlış tedavinin masraflarını, hem de hastane tarafından uygulanan yanlış tedavi nedeniyle oluşan komplikasyonun tedavisine yönelik bedeli ödemek zorunda bırakılmakta, yani hasta iki kez ücret ödemeye mahkûm edilmektedir. Bu düzenlemeyle mağdur edilen hasta yerine mağduriyeti yaratan özel sağlık kurumları kollanmaktadır” dedi. Şeker, önergede, düzenlemenin gerekçesini sordu. samanyoluhaber
Etiketler:
akp,
chp,
özel hastaneler,
sağlık,
siyaset,
türkiyem haberleri
12 Nisan 2014 Cumartesi
11 Nisan 2014 Cuma
Yarın CHP işgal edilecek.
“OccupyCHP” adı altında sosyal medyada örgütlenen gençler 12 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’te CHP Genel Merkezi’ni işgal edeceklerini duyurdu.
CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız, işgal edecek gençler için hazır ve oldukça heyecanlı olduklarını söyledi.
Gerçekleştirilecek bu eylemden dolayı çok heyecanlı olduklarını dile getiren İrfan İnanç Yıldız, hazırlıklar için iki toplantı yaptıklarını belirterek şu bilgileri verdi:
“Cumartesi günü forumun gerçekleştirileceği alana iki masa kuracağız. Bu masalardan biri üye kayıt masası olacak. Dileyen gençler partimize anında üye olabilecekler. Diğer masa ise, gönüllüler masası olacak. Partimize üye olmadan projelerimize, eylemlerimize gönüllü olarak katkı sağlamak isteyen arkadaşlarımız için oluşturduğumuz formlar bulunacak bu masada. Kendilerine uzmanlık alanlarını ya da etkin oldukları alanları, partimizde eksik gördükleri, eleştirdikleri noktaları soracağız.”
KILIÇDAROĞLU ONAYLADI: Etkinlikle ilgili MYK toplantısında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na bizzat bilgi verdiğini anlatan Yıldız, üye olmak isteyenlerin üyelik işlemlerinin hızlandırılmasıyla ilgili parti tüzüğünde yer alan 12. maddeden faydalanması ve eylemin gerçekleştirileceği gün genç milletvekillerinin de alanda hazır bulunması için Kılıçdaroğlu’nun da onayını aldığını söyledi.
CHP’Yİ İŞGAL ET: Yeni bir ruha sahip, genç bir CHP’nin iktidara daha hızlı yürüyebileceğini bildiren Yıldız şöyle devam etti: “Bizim daha önceden fitilini ateşlediğimiz CHP’yi gençleştirme hareketi için bütün gençleri destek vermeye, bize güç vermeye davet ediyoruz. Türkiye’de yeni bir siyaset dilinin oluşturulması, yaş ortalaması 50-60 civarında olan kadrolarımızın gençleştirilmesi, siyasete yeni yüzlerin katılması bizim en büyük arzumuz, halkımızın da talebi bu yönde. Bu yüzden çok mutluyuz ve oldukça heyecanlıyız. ‘CHP’yi İşgal Et!’ girişimi için kapımızı sonuna kadar açıyoruz.”
KILIÇDAROĞLU’NDAN ÇAĞRI:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim döneminde gençlere sürekli çağrı yaparak, “Gelin, değiştirelim” ifadesini sıklıkla kullanmıştı. Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde sosyal medya platformu twitter üzerinden yaptığı değerlendirmede de, “Biz CHP olarak, gençlerimizin gücüne inanıyor ve değişime açık olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Tüm gençlerimizi kucaklamaya hazırız. 30 Mart 2014 yerel seçimleri sonrası hilenin değil, doğrunun kazanması için gece gündüz bize destek veren gençlerimiz ile gurur duyuyoruz. Gençlerin kararlılığı, onlarla kurmaya çalıştığımız bağ için bizlere cesaret verdi. Gençlerle birlikte özgür Türkiye’yi yeniden kuracağız” ifadesini kullandı.
KİM BU GENÇLER: 30 Mart yerel seçimleri sonucunda yaşanan usulsüzlük iddiaları ana muhalefet CHP’de başını gençlerin çektiği ve sosyal medya platformları üzerinde örgütlenen yeni bir grubu doğurdu. Kendilerine “#occupychp” (CHP’yi işgal et) ismini veren grup, “Siyaseti liderlere bırakarak uzaktan eleştirmek dönemi bitmiştir” sloganıyla CHP içinde siyaset yapma kararı aldı.
81 ilde örgütlenmeye çalışan grup tarafından yapılan açıklamada, “Sevgili CHP, Gezi sürecinden beridir görüyoruz ki, seni yöneten adamlardan bazıları bu muhalefet işini pek beceremiyor” ifadesi kullanıldı. Gruba yine sosyal medya üzerinden destek verenlerin sayısı da giderek artıyor. Grup şimdiden İstanbul’da 3 bini, Ankara’da ise bini aşkın bir kitleye ulaştı.
30 Mart yerel seçimlerinin yapıldığı gün başta İstanbul ve Ankara olmak üzere metropollerden yansıyan şaibe iddiaları üzerine CHP Genel Merkezi ve il örgütlerine giderek başta tutanak usulsüzlükleri olmak üzere seçim hilelerini ortaya çıkarmak görevi üstlenen gençler, parti içinde yeni bir örgütü inşa etme kararı da verdi.
GEZİ RUHU:
Grup adına yayımlanan 20 maddelik manifesto ise şöyle:
“Fikri, bilinci ve vicdanı özgür Gezi Ruhu’nun partiye hakim olmasını amaçlar. Genç kuşağın parti, ülke ve dünya yönetiminde karar hakkı aramasıdır. Parti içi ya da dışı dinamiklerden, ittifaklardan tam bağımsız bir sivil inisiyatiftir. Özgürlük, eşitlik, dayanışma, sevgi, barış, hoşgörü ve adalette Gezi Ruhu’dur. Siyasi yol haritasını tüm katılımcılarıyla tartışarak, birlikte belirler. Tüketim toplumu değil, katılımcı üretim toplumunda yaşamak ister. Partinin yönetim kadrolarında 40 yaş altı genç oranını yüzde 50′nin üzerinde ister. Partinin yönetim kadrolarında kadın oranını yüzde 50′nin üzerinde ister. Statükonun değil, sürekli devrim sloganıyla yenilenmenin değişmezliğini ister. Parti içi demokrasinin ve halk iradesinin önündeki barajların yıkılmasını ister.
Kimseyi ötekileştirmeden sosyal adaleti savunur. Paylaşımcı, dayanışmacı ve ideolojik önyargılardan arınmış bir yönetim ister. Tüm Türkiye halklarının topyekun özgürlüğünü ister. Cumhuriyetçilik ilkesini; Türkiye halklarının eşit iradesinin temeli olarak algılar. Halkçılık ilkesini; tüm Türkiye halklarının imtiyazsız kapsanması olarak algılar. Milliyetçilik ilkesini; yurtseverlik vurgulu olarak algılar. Devletçilik ilkesini; insan odaklı ve alçak gönüllü bir hizmet aracı olarak algılar. Laiklik ilkesini; tüm vatandaşların inanç özgürlüğünün garantörü olarak algılar. Devrimcilik ilkesini; önceki 5 ilkeyi yenileme hak ve sorumluluğu olarak algılar.
Bu manifestoya katılan herkesi, üye olmak yoluyla partiyi işgal etmeye çağrıdır.”
CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız, işgal edecek gençler için hazır ve oldukça heyecanlı olduklarını söyledi.
Gerçekleştirilecek bu eylemden dolayı çok heyecanlı olduklarını dile getiren İrfan İnanç Yıldız, hazırlıklar için iki toplantı yaptıklarını belirterek şu bilgileri verdi:
“Cumartesi günü forumun gerçekleştirileceği alana iki masa kuracağız. Bu masalardan biri üye kayıt masası olacak. Dileyen gençler partimize anında üye olabilecekler. Diğer masa ise, gönüllüler masası olacak. Partimize üye olmadan projelerimize, eylemlerimize gönüllü olarak katkı sağlamak isteyen arkadaşlarımız için oluşturduğumuz formlar bulunacak bu masada. Kendilerine uzmanlık alanlarını ya da etkin oldukları alanları, partimizde eksik gördükleri, eleştirdikleri noktaları soracağız.”
KILIÇDAROĞLU ONAYLADI: Etkinlikle ilgili MYK toplantısında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na bizzat bilgi verdiğini anlatan Yıldız, üye olmak isteyenlerin üyelik işlemlerinin hızlandırılmasıyla ilgili parti tüzüğünde yer alan 12. maddeden faydalanması ve eylemin gerçekleştirileceği gün genç milletvekillerinin de alanda hazır bulunması için Kılıçdaroğlu’nun da onayını aldığını söyledi.
CHP’Yİ İŞGAL ET: Yeni bir ruha sahip, genç bir CHP’nin iktidara daha hızlı yürüyebileceğini bildiren Yıldız şöyle devam etti: “Bizim daha önceden fitilini ateşlediğimiz CHP’yi gençleştirme hareketi için bütün gençleri destek vermeye, bize güç vermeye davet ediyoruz. Türkiye’de yeni bir siyaset dilinin oluşturulması, yaş ortalaması 50-60 civarında olan kadrolarımızın gençleştirilmesi, siyasete yeni yüzlerin katılması bizim en büyük arzumuz, halkımızın da talebi bu yönde. Bu yüzden çok mutluyuz ve oldukça heyecanlıyız. ‘CHP’yi İşgal Et!’ girişimi için kapımızı sonuna kadar açıyoruz.”
KILIÇDAROĞLU’NDAN ÇAĞRI:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim döneminde gençlere sürekli çağrı yaparak, “Gelin, değiştirelim” ifadesini sıklıkla kullanmıştı. Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde sosyal medya platformu twitter üzerinden yaptığı değerlendirmede de, “Biz CHP olarak, gençlerimizin gücüne inanıyor ve değişime açık olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Tüm gençlerimizi kucaklamaya hazırız. 30 Mart 2014 yerel seçimleri sonrası hilenin değil, doğrunun kazanması için gece gündüz bize destek veren gençlerimiz ile gurur duyuyoruz. Gençlerin kararlılığı, onlarla kurmaya çalıştığımız bağ için bizlere cesaret verdi. Gençlerle birlikte özgür Türkiye’yi yeniden kuracağız” ifadesini kullandı.
KİM BU GENÇLER: 30 Mart yerel seçimleri sonucunda yaşanan usulsüzlük iddiaları ana muhalefet CHP’de başını gençlerin çektiği ve sosyal medya platformları üzerinde örgütlenen yeni bir grubu doğurdu. Kendilerine “#occupychp” (CHP’yi işgal et) ismini veren grup, “Siyaseti liderlere bırakarak uzaktan eleştirmek dönemi bitmiştir” sloganıyla CHP içinde siyaset yapma kararı aldı.
81 ilde örgütlenmeye çalışan grup tarafından yapılan açıklamada, “Sevgili CHP, Gezi sürecinden beridir görüyoruz ki, seni yöneten adamlardan bazıları bu muhalefet işini pek beceremiyor” ifadesi kullanıldı. Gruba yine sosyal medya üzerinden destek verenlerin sayısı da giderek artıyor. Grup şimdiden İstanbul’da 3 bini, Ankara’da ise bini aşkın bir kitleye ulaştı.
30 Mart yerel seçimlerinin yapıldığı gün başta İstanbul ve Ankara olmak üzere metropollerden yansıyan şaibe iddiaları üzerine CHP Genel Merkezi ve il örgütlerine giderek başta tutanak usulsüzlükleri olmak üzere seçim hilelerini ortaya çıkarmak görevi üstlenen gençler, parti içinde yeni bir örgütü inşa etme kararı da verdi.
GEZİ RUHU:
Grup adına yayımlanan 20 maddelik manifesto ise şöyle:
“Fikri, bilinci ve vicdanı özgür Gezi Ruhu’nun partiye hakim olmasını amaçlar. Genç kuşağın parti, ülke ve dünya yönetiminde karar hakkı aramasıdır. Parti içi ya da dışı dinamiklerden, ittifaklardan tam bağımsız bir sivil inisiyatiftir. Özgürlük, eşitlik, dayanışma, sevgi, barış, hoşgörü ve adalette Gezi Ruhu’dur. Siyasi yol haritasını tüm katılımcılarıyla tartışarak, birlikte belirler. Tüketim toplumu değil, katılımcı üretim toplumunda yaşamak ister. Partinin yönetim kadrolarında 40 yaş altı genç oranını yüzde 50′nin üzerinde ister. Partinin yönetim kadrolarında kadın oranını yüzde 50′nin üzerinde ister. Statükonun değil, sürekli devrim sloganıyla yenilenmenin değişmezliğini ister. Parti içi demokrasinin ve halk iradesinin önündeki barajların yıkılmasını ister.
Kimseyi ötekileştirmeden sosyal adaleti savunur. Paylaşımcı, dayanışmacı ve ideolojik önyargılardan arınmış bir yönetim ister. Tüm Türkiye halklarının topyekun özgürlüğünü ister. Cumhuriyetçilik ilkesini; Türkiye halklarının eşit iradesinin temeli olarak algılar. Halkçılık ilkesini; tüm Türkiye halklarının imtiyazsız kapsanması olarak algılar. Milliyetçilik ilkesini; yurtseverlik vurgulu olarak algılar. Devletçilik ilkesini; insan odaklı ve alçak gönüllü bir hizmet aracı olarak algılar. Laiklik ilkesini; tüm vatandaşların inanç özgürlüğünün garantörü olarak algılar. Devrimcilik ilkesini; önceki 5 ilkeyi yenileme hak ve sorumluluğu olarak algılar.
Bu manifestoya katılan herkesi, üye olmak yoluyla partiyi işgal etmeye çağrıdır.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
*- Haber Başlıkları -*
- Haber içeriğinin tamamını görüntülemek için haber başlığı üzerine tıklayınız.
Labels
1 nisan şakası
19 mayıs
1mayıs
2.el oto
2013 gelin saçı
2013 moda trendleri
2013 örgü modası
2013 trendleri
2013 yaz trendleri
23nisan
3.köprü
3.sayfa
5.element
abdullah gül
abdülkadir selvi
abigail ratchford
abiye
abiye elbise
abiye modası
ac milan
acun ılıcalı
acun medya
açalya semyeli
açıklama
açlık sınırı
adalet
adana
adele ağrısı
adet
adıyaman
adli olaylar
adnan oktar
adriana curi
adriana lima
aeas bulut iynemli
afganistan
afrika
ahlaksız teklif
ahmet altan
ahmet dursun
ahmet hakan
aile
ajda pekkan
ajur örgü bayan bluz
ak belediyeler
ak troller
akaryakıt
akhisar
akıllı evler
akıllı telefonlar
akif beki
akif hamzaçebi
akik taşı
akmerkez
akp
akp mitingleri
akp seçmeni
aktr
akvaryum balıkları
alanya
Albina Onay
albüm
aldatma
aleyna tilki
alışkanlık
alışveriş
ali ağaoğlu
ali atay
ali taran
alkali diyet
allerji
almanya
alperen ocakları
altın
altın fiyatları
altın ticareti
alzheimer
amal alamuddin
amazon
amerika
ana braga
ana paula maciel
anais zanotti
anamur
anayasa mahkemesi
andrew silverman
android telefonlar
anıtkabir
ankara
ankaranın dikmeni
anket
anna grigorievna semenovich
anna kournikova
anna paquin
anne
anne ve bebeği
anneler günü
antalya
Antalya kum festivali
antikapitalist müslümanlar
antioksidan
antivirüs
apple
araba
araba yarışı
arama
arama motoru
arda turan
arjantin
arkadaş
arkadaşım hoşgeldin
artvin
arzu çağlan
asena
ASena Erkin
asgari ücret
askılı abiye elbise
aşk
aşk iksiri
ata demirer
atatürk
ateist
ateizm
atm
avm
avrupa
avrupa yakası
avukat
avustralya
avusturya
ayak kokusu
ayakkabı çizme modelleri
ayasofya
aydın
ayhan yılmaz
aylin kocaman
aylin kotil
aym
ayrılık
ayşe arman
ayşe özyılmazel
azerbeycan
aziz yıldırım
babet
bağış
bahar şenliği
bahar yorgunluğu
bahçeşehir
bakanbey
bakım kürü
bakırköy
bakış
balık
balık fiyatları
balıkcılar
balıkcılık
balıkesir
balo kıyafetleri
bangladeş
bank asya
banka
banka kredisi
bankacı
bankacılık
Bar Refaeli
barbara berlusconi
basketbol
başak sayan
başörtülü kızlar
battaniye modelleri
bayan
bayan abiye modelleri
bayan bluz
bayan bolero
bayan çanta
Bayan çizme
bayan deri mont
bayan elbise
bayan elbise modası
bayan eşarp
bayan hırka
bayan kazak
bayan moda
bayan moda giysiler
bayan modası
bayan örgü bere
bayan örgü modelleri
bayan sanatcılar
bayan tesettür kıyafetleri
bayan voleybol
bayburt
bayern münchen
bayrak sevgisi
bayram gezisi
bdp
bebecik
bebek
bebek balıkcısı
bebek battaniyesi
bebek beresi
bebek elbisesi
bebek örgü modelleri
bebek örgüleri
bebek panduf
bebek panduf modeli
bebek patik
bebek süveter
bebek süveteri
bebek yelek
bebek yelek modelleri
bebiş
bedaş
begüm birgören
behzat ç
belçim bilgin
belediye
belediye başkanı
belediye hizmetleri
belfie
belgesel
belgrad ormanı
bella thorne
bengü
benzin fiyatları
beren saat
berk suyabatmaz
berkay
berkin elvan
berna arıcı
berna laçin
berrak tüzünataç
beslenme
best fm
beşiktaş
beşir atalay
beyaz show
beyazıt öztürk
beylikdüzü
beyoğlu
beyonce
beyza bayraktar
biber gazı
big bang
bikini modelleri
bikinili güzeller
bikinili pozlar
bilal erdoğan
bilgi
bilgisayar
bilim
bilim adamları
binali yıldırım
birmingham
bitcoin
bitki çayı
bitki kürü
bitlis
biyografi
bluz
bo osinski
bodrum
boko haram
bolivya
borsa
bosna hersek
boşanma
bowling
brezilya
brooklyn decker
buca
buluş
burak yılmaz
burcin abdullah
burcu esmersoy
burhan kuzu
bursa
bülent arınç
bülent emrah parlak
bülent ersoy
büyük beden gelinlikler
büyük beden kadınlar
büyükçekmece
byran singer
cameron diaz
cami imamı
can bonomo
can tanrıyar
candan erçetin
candice swanepoel
Caner Erkin
canlı yayın
canlı yayın kazaları
cannes film festivali
cansu dere
cansu taşkın
Cara Delevingne
cardi B
cari açık
carmen ortega
carola remer
cas
casey batchelor
casusluk
celebrity
cem boyner
cem kılıç
cem yılmaz
cemaat
cep telefonu
cepli bebek yelek
ceren hindistan
ceren kalpakaslan
ceyda ateş
ceyda düvenci
chanel iman
charlie sims
chloe loughnan
chp
chp mitingleri
Christina Milian
cicişler
cihangir
cihat
cilt bakımı
cilt sağlığı
cinayet
cinayet haberleri
cinsel istismar
cinsel sağlık
cinsellik
Clicksense
CoCo
constance nunes
coranavirüs
courtney love
Courtney Stodden
cris urena
cristiano ronaldo
cristina pedroche
cuma
cuma hutbesi
cumhurbaşkanı
cumhurbaşkanı seçimi
cumhuriyet
cübbeli ahmet hoca
cübbeli ahmet hocaiegemen bağış
çagatay ulusoy
çağatay ulusoy
çağla kubat
çağla şikel
çağrı merkezi
çalıkuşu
çanakkale
çankaya
çanta modelleri
çapkınlık
Çarşaflı tören
çemişgezek
çeşme
çeyizlik iğne oyaları
çılgın ünlüler
çıplak fotolar
çıplak ünlüler
çiğdem kayalı
çilingir sofrası
çin
çin çayı
çivril
çizme modelleri
çocuk
çocuk gelinler
çocuk istismarı
çocuk ölümleri
çocuk parası
çorum
daa
damak tadı
damat
danıştay
dans yarışması
dantel modelleri
dantel yatak örtüsü
dedikodu
define
defne joy
defne samyeli
değerli taşlar
deimante guabyte
dekolte
dekoratif kahve masası
Demet Akalın
demet akbağ
demet evgar
demi lovato
den
denise welch
deniz
deniz atalay
deniz kazaları
deniz seki
deniz tanrıçaları
deniz uğur
denizli
deprem
derbi maçı
dergi
deri
Deri çeket modelleri
deri çizme modelleri
deri kaban
deri modelleri
Deri mont
derin mermerci
derya büyükuncu
derya şensoy
derya tuna
desenli bebek süveter
desenli örgü
desenli örgüler
dev kuleler
devin brugman
devlet bahçeli
devlet garantisi
dış politika
didem soydan
din
din ve islam
dinlenme
disk
dita von teese
diyanet
diyarbakır
diyet
diyet ve zayıflama
dizi
diziler
dns
doğa
doğa olayları
doğa ve insan
doğal sağlık
doğal yaşam
doğalgaz
doğukan manço
doğum
doğum günü
doğuş
doktor
doktor servan gökhan
dolandırıcılık yöntemleri
dolar fiyatları
dolgun modeller
dolunay soyset
dombra marşı
dondurma
doutzen kroes
döviz
dövme
dövmeli ünlüler
dublaj
duygu bal
düğün dernek
dünya
dünya kupası
dünyadan haberler
düzce
dylan penn
ebatv
ebe
ebru gündeş
ebru polat
ebru şallı
ebru şancı
ece erken
eda özerkan
eda taşpınar
edirne
edita vilkeviciute
edremit
ege
ege üniversitesi
egemen bağış
egzersiz
eğitim
eğlence
ekonomi
ekrem imamoğlu
ekşi sözlük
el kaide
el nusra
el örgü modelleri
elazığ
elbise modası
elena perminova
elif turan
elit ptc
eliz sakuçoğlu
emekli
emeklilik
emilia fox
emily didonato
emlak vergisi
emma appleton
emrah başsan
en son anket
enfeksiyon
engin altan düzyatan
engin öztürk
enrique iglesias
enteresan fotolar
enteresan haberler
enteresan olaylar
enteresan twittler
enteresan videolar
Ercüment Ovalı
erdal beşikcioğlu
erdal özyağcılar
erhan çelik
erkan petekkaya
erkek
erman toroğlu
erotic
erotik sahneler
ertem şener
ertuğrul özkök
erzurum
escort kızlar
esenyurt
eskişehir
eskort
esra ceyda
esra dermancıoğlu
esra erol
estetik
estetik ameliyatı
estetik ameliyatlar
estetikli güzeller
eşarp modası
eşitlik
ethem sarısülük
etik
etiler
eurovision
ev aksesuarları
ev hali
ev kadınları
ev mobilyaları
ev yapımı
eva longoria
eva mendes
evde kal
evde tarım
evlilik
evlilik programları
evren
evrim
eyvah eyvah 3
ezgi mola
facebook
fahriye evcen
fakirlik
fantezi
farah zeynep abdullah
fatih altaylı
fatih saraç
fatimanın eli
fatmagül fakı
faydalı bilgiler
felipe melo
femen
feminist
fenerbahçe
fenomen kızlar
ferne mccann
ferrari
feshane
fethullah gülen
feyza çıpa
fıkra
fırfırlı bikini modelleri
fırfırlı yelek
fırın da yemek tarifleri
Fırında tavuk
fifa
film
film fragmanı
film seti
finans
finans haberleri
firkete işi yelek
firkete yelek nasıl yapılır
formula1
foto
foto galeri
foto haber
foto model
fotomodel
fotomontaj
foxtv
fransa
frikik
frikik teknikleri
futbol
gabriella lenzi
gala geceleri
galatasaray
galatasaraylı panduf
gamze karaman
gamze özçelik
garfield kalpli panduf modeli
garip ama gerçek
gavat
gazetecilik
gece elbisesi
gece klübü
geçici dövme
gelin
gelin saçı modelleri
gelinlik modası
gelinlik modelleri
gelir testi
gemicik
genç kadın
genç kız abiye
genç kız elbise modeli
genç kız modası
genç modası
gençler
gençlik iksiri
gençlik sırları
george clooney
georgis kousoulou
gerdek
gezi
gezi parkı
gisele bundchen
gizem akdeniz
gizem karaca
gizem özdilli
gizemli olaylar
gizli ilimler
google
gossip girl
gögüs ekzersizleri
gökçe
gökçeada
gökhan
görüş
göz sağlığı
greenpeace
gupse özay
gülben ergen
gülmece
gülse birsel
gülşen
güncel
güneri civaoğlu
güneşi beklerken
güney kore
günlük kıyafetler
günün twittleri
gürsel tekin
güvenlik
güzel
güzel popolar
güzellik sırları
güzellik yarışması
gwynet paltrow
haber
haberler
haç ve umre
hadise
hakan albayrak
hakan fidan
hakan keysan
hakim
hakkari
halk
halterci
hamam sefası
hamdi alkan
hamilelik
hande ataizi
hande soral
hande yener
hanka maslikova
hantavirüs
hareketli gifler
harun tan
hasta hakları
hastalık
hastane
haşim kılıç
hatay
hatice
hatice aslan
havayolu
havlu kenarı oyası
havlu kenarı örnekleri
havuz medyası
hayat
hayvanlar alemi
hayvansever
hazal kaya
hazine
hdp
heidi klum
Heidi Montag
helen flanagan
helga lovekaty
hemşire
hırsızlık
hilal cebeci
hindistan
hipokrat yemini
hisse senedi
hobi
holanda
hollywood
hong kong
hostesler
hot fotos
hsyk
HTML Dersleri
hülya avşar
hülya avşar cup
hümeyra
hürrem sultan
hürriyet
hüseyin avni çoş
hüseyin avni mutlu
hüseyin çelik
ırak
ırmak atuk
ışid
ibadet
ibrahim çelikkol
ibrahim saraçoğlu
ibrahim tatlıses
icardi
iç çamaşırı
iç giyim
idam cezası
iftira haberler
iğne oyası
iğne oyası modelleri
iğne oyası örnekleri
iğne oyası tarifi
iğne oyası tekniği
iğne oyası yazma örneği
ihale
ihsan özkes
ikramiye
ilaç
ilhan ekşioğlu
ilişki
ilkbahar kombini
ilkbahar modası
ilkel yaşam
ilker kaleli
imar
imelih gökçek
imf
imogen anthony
inatçı lLekeler
indila
ingiltere
inka uygarlığı
insan
insan hakları
insanlık dramı
instagram
inter
internet
internet şifreleri
internet yasakları
internetten para kazan
intizar
ipad
ipek tuzcuoğlu
iran
irem derici
irem sak
iri kalçalı kadınlar
iri memeler
irina shayk
İrina Shayk
isabeli fontana
ismail baki
ismail hacıoğlu
ispanya
israil
istanbul
istihbarat
isviçre
isviçreli yarim
iş
iş adamı
iş güvenliği
işçi bayramı
işçi hakları
işçi sağlığı
işsiz
işsizlik
işyeri
italya
ivana sert
izdivaç programları
izmir
jandarma
japon turist
japonya
jasmin walia
jean modası
jen selter
jennifer lawrence
Jennifer Lopez
jennifer nicole lee
jessica alba
jessica szohr
joanna krupa
julia louis dreyfus
Julia Roberts
justin bieber
justin timberlake
kaan kalyon
kabak çekirdeği
kabir ziyareti
kadın
kadın askerler
kadın cinayetleri
kadın erkek
kadın hakları
kadın heykeli
kadın milletvekili
kadın modası
kadın sağlığı
kadın ünlüler
kadın ve güzellik
kadın zevki
kadirli
kahvaltı
kahve masası
kalça
kalça yarışı
kalite
kama sutra
kamboçya
kampanya
kanada
kanal d
kanaltürk
kanser
kanser belirtileri
kansızlık
kar yağışı
kara büyü
kara mizah
kara para aşk
karayipler
karikatür
karim benzema
karine jelinek
kariyer
karizma
karpuz
kars
kartal
kate hudson
kate upton
kate winslett
katie green
katil
katil koca
katy perry
kaya çilingiroğlu
kaybolan uçak
kayıp çocuk
kayseri
kaza
kedi
kedicikler
kehanetler
kehribar
kelly brook
kemal kılıçdaroğlu
kemal sunal
kemer
kenan evren
kenan ışık
Kendin Yap
kentsel rant kaynakları
kepekli saçlar
kesk
ketche
kıl dönmesi
kırıkkale
kırım
kısa elbiseler
kısa film
kısa yelek modeli
kış diyeti
kıvanç tatlıtuğ
kıyamet
kız isteme
kızılay
kızlar
kiev
kim kardashian
kinsey elizabeth
kişniş faydaları
klip
koah
kolay bere modelleri
kollestrol
komik fıkralar
komik twittler
konser
konuşan fotolar
konut sektörü
korkunç
Koronavirüs
kozan
köşe yazısı
köyceğiz
kredi
kredi kartı
kredi kartı borcu
kripto paralar
kris jenner
kriz
kulak ağrıları
kulak çınlaması
kur
kuran
kuran ayetleri
kurbagalar
kurban bayramı
kurt seyit ve şura
kurt üzümü
kurtlar vadisi pusu
kuşadası
kutsi
kutup ayıları
küçük ağa
küçükçekmece
küresel ısınma
kürk
kürtaj
kylie jenner
kym marsh
kyushu adası
lacey wildd
lady gaga
larissa riquelme
lauren goodgear
lea anne ellison
lea michelle
leah felder
leah maree
leanna decker
leman sam
leslie mann
Levent Kırca
lewis hamilton
lig maçı
lilly allen
limon
lindsay ellingson
lindsay lohan
lisa seiffert
lise
liseli kızlar
londra
los angeles
lüks hayat
maden kazaları
maden kazası
maden mühendisleri
madonna
magazin
magazin gündemi
magazinler
makyaj
mal paylaşımı
malatya
malezya
maliye bakanı
manisa
mansur yavaş
manuela arbelaez
manuela arcuri
maria sharapova
mariah carey
marmara
marmaray
marmaris
mars
masaj
maskeli bikini
mavi tur
mavi yolculuk
maxi lopez
maxim
mayalar
maydanoz
mayo modelleri
meclis çalışmaları
medcezir
megan fox
mehmet ali erbil
mehmet ali şahin
mehmet şimşek
meksika
melanie brown
melih gökçek
melisa sözen
menopoz
mention
mert günok
merve boluğur
merve büyüksaraç
merve oflaz
meryem uzerli
meslekler
metro
Mevlid kandili
mezoterapi
mezuniyet balosu
mezuniyet töreni kıyafetleri
mhp
mısır
miami
michael kadlec
michelle keegan
Michelle Rodriguez
mihrimah sultan
mila kunis
miley cyrus
milletvekili
milli piyango
mimarlar odası
mini elbise modeli
mini etekler
mini etekli ünlüler
miranda kerr
mirgün cabas
mit
mitoloji
mizah
moda
moda 2013 trendleri
moda giysiler
moda trendleri
modern elbiseler
modern gelin saçı
montaj
mor patates
morelos
motif
motifli bebek örgüleri
motifli bebek yelek modeli
motifli örgü
motifli örgüler
motifli panduf
motorsiklet
muammer güler
mucize
mucizeler
muğla
muharrem ince
Muharrem İnce
muhteşem yüzyıl
multimedya
murat başoğlu
murat boz
murat cemşir
murat ülker
murathan mungan
music
mustafa akaydın
mustafa ceceli
mustafa islamoğlu
mustafa sarıgül
muş lalesi
mutfak
mutlu evlilik
muz
müge anlı
mümtazer türköne
müzik
müzik haberleri
müzik klipleri
müzik listeleri
müzikklipleri
nabilla benattia
nagehan alçı
nakışlı yazlık kombin
Nasıl Yapılır
Natasha Gascoine
natasha oakley
naz elmas
nazlı ılıcak
nebahat çehre
necip fazıl kısakürek
nefes darlığı
nejat işler
neobux
nerdbux
nergis kumbasar
neslişah alkoçlar
new york
neymar
nicole aniston
nicole coco austin
nicole scherzinger
nicole trunfio
nihal yalçın
nihat doğan
Nihat Hatipoğlu
nijerya
nikolaj coster
niran ünsal
nişan elbisesi
nişanlı
noel biderman
noelle mondolini
normal doğum
norveç
nostalji
not defteri dizisi
nude
nurgül yeşilçay
nuri bilge ceylan
nymphomaniac
obezite
okan bayülgen
okan kurt
okmeydanı
oktay usta
okul
okunacak dualar
operasyon
ordu
organizasyon
orumcek motifli yelek
orumcekli pelerin modelleri
oryantal
oryantal zümre
osman baydemir
osman sınav
osmaniye
osmanlıda harem
otel
otomobil
otoyol
oy oranları
oylum talu
oyuncu
ödem söktürücü
öksürük
ölüm
ömer çelik
ömer hayyam
ömer türken
ömür gedik
öpücük
örgü
örgü atkı modelleri
örgü battaniye modelleri
örgü bebek yelek
örgü bere modelleri
örgü bluz
örgü kazak modelleri
örgü moda
örgü modeli
örgü modelleri
örgü örnekleri
örgü yelek
örgü yelek modelleri
özel hastaneler
özel sektör
özer hurmacı
özge özpirinçci
özge uzun
özgür özel
özlem yıldız
pamela anderson
panço modası
papa türk
para
parti
partner
passolig
payetli dar kesim abiye
pedikür
pegasus
peker açıkalın
pelin karahan
penelope cruz
pentagram
peru
peta
petek dinçöz
petra silander
petrol
Pınar Altuğ
pırasa
pierre webo
pilates
piyasa
plaj fotoları
plaj modası
platform
platini
playboy
playroom
podyum
police
popiş
popo frikikleri
poz
pratik bilgiler
prenses
profil fotoları
prostat büyümesi
protesto
ptc siteleri
putin
püf noktası
radikal islamcılar
radyatör
radyo yayınları
radyocular
rafet roman
rakı balık
real madrid
recep ivedik4
reklam
rekor
resim
resim galerisi
resimli bebek panduf
ressamlar
reza zarrab
rihanna
rina nanase
rita ora
robot
robot teknolojisi
rokcu imam
rose huntington
röportaj
rtük
rus işadamı
rus kızı
rus turist
rusya
rüstem paşa
saba tümer
sabah sporu
saç bakımı
saç dökülmesi
saç sağlığı
saçörgü kazak
sadi güven
sağlık
sağlık haberleri
sağlık politikaları
sağlık videoları
sağlıklı beslenme
sağlıklı spor
sağlıktv
sahil
sahra ışık
Salma Hayek
sam faiers
sampdoria
samsun
samsung
sanat
sanatcı
sansür
sara tommasi
sarı sendika
sarıkamış
sarmısak
sarp akkaya
sarp apak
savaş
sbs
seçim
seçim anketi
seçim hileleri
seçim sistemi
seçim sonuçları
seçkin özdemir
seda sayan
seks cihadı
seksi hostesler
seksi kızlar
selanik örgü
selçuk inan
selen soyder
selena gomez
selfie
selin ciğerci
selma ergeç
selülit peeling
senem kuyucuoğlu
Seo Uyumlu yazı Nasıl Olmalı
seray sever
serbest piyasa
serdar ortaç
serena williams
serenay sarıkaya
ses kaydı
ses kayıtları
sevgi
sevgili
sevil uyar
sex tape
seyahat
seyhan
seyyal taner
sgk
shakira
sharapova
sharon stone
showtv
sıla
sıla şahin
sınav
sırt dekolteli abiye
sibel kekilli
sibel üresin
sigara
sigarayı bıraktırma hattı
simge tertemiz
simon cowell
sinan akçıl
sinem bayraktutar
sinem kobal
sinema
sirkenin faydaları
sit alanı
sivas
sivilce tedavisi
siyaset
siyaset videoları
skandal
slikon
sneijder
sofia valleri
sofia vergara
soğan kürü
sokağa çıkma
sokak modası
soma
soma holding
soma madencilik
soma medencilik
son dakika
songül karlı
Songül Öden
sophie reade
sosyal medya
sosyete
spam nasıl yapılır
spor
spor kıyafetleri
spor magazin
straplez abiye modelleri
straplez elbise modelleri
su böreği tarifi
sudan
suriye
survivor
survivor duygu
survivor gökhan
survivor kızları
survivor müge
survivor sahra
survivor tolga
survivor turabi
survivor yarışması
süheyl batum
süleyman aslan
süleyman şah
süleymanın yıldızı
sümeyye erdoğan
süperlig
süperstar
sylvio berlusconi
şafak pavey
şafak sezer
şahan gökbakar
şair
şaka
şal modelleri
şampiyonlar ligi
şampiyonluk
şarkı yarışması
şehir magandası
şehzade beyazıt
şenay gürler
şener şen
Şeyda Çoşkun
şeyma subaşı
şifalı besinler
şifalı bitkiler
şiir dünyası
tablet
taciz vakaları
taksim
taliban
tamara gorro
tamer karadağlı
tammy jung
tandogan
taner yıldız
tanıtım
tansiyon
tansu çiller
tapeler
taraftar panduf
tarih
taşeron işçiler
tatil
tatil beldesi
tatil fotoları
tatil mekanları
tayland
taylor swift
tayt
Tayyip Erdoğan
tecavüz olayları
tedavi
tefeci
tekne gezisi
teknoloji
tekstil
tele dolandırıcı
telefon
telefon dolandırıcıları
telefon dolandırıcılığı
televizyon
tenis
teori
terörizm
tesettür
tesettür gelinlik modası
tesettür gelinlikler
tesettür modası
tesettür tulum modelleri
tesisat
teşhircilik
tığ işi örgü modelleri
tığ işi örgüler
tıkla kazan
tıp doktoru
timsah
tiryaki
tmmob
toksin
tolga çevik
tolga karel
tolga sarıtaş
tolgahan sayışman
tom cruise
toma
top modeller
töre cinayeti
trabzon
trafik kazaları
transfer
transparan
transparan abiyeler
trendler
true blood
tuba büyüküstün
tuba ünsal
tuğba ekinci
tuğba özay
tuğçe ışınsu
tuğçe kazaz
tuncay özkan
tunceli
tunus
tur
turist
turizm
tutanak
tüketim toplumu
tülay kumaşcı
tüp geçit
türbanlı
türgev
türk
türk askeri
türk kadını
türk kahvesi
türk kızı
türk sineması
türkan şoray
türkiye
türkiyem haberleri
tv
tv dizileri
tv yayınları
tv8
twitter
twitter fotoları
twitter püf noktaları
twitter'a nasıl girilir
uefa
uğur aslan
uğur kurt
ukrayna
Ulu Önder
umut oran
unisex
urla
usb
uygur türkleri
uyku
uykusuzluk
uzay kapsülü
uzman görüşleri
uzun abiyeler
ümraniye
üniversite
üniversite sınavı
üniversiteler
ünlü kadınlar
ünlü modeller
ünlüler
ünlüler frikik
ünlüler gönüllüler
ünlüler haber
ünlüler modası
ünlülerin diyeti
üretim
üsküdar
v.stiviano
vagina estetiği
vakıf
van
vanessa knowles
vapur faciası
varis
vatikan
vergi
vergi cezası
vicky pattison
victoria beckham
victoria secret
video
video indir
video izle
videolu anlatım
vildan atasever
villa
virüs programları
vişne
vitamin
vito schnabel
viyana
vizesiz gidilen ülkeler
vizyondaki filmler
vogue
voleybol
volkan demirel
volkan konak
wanda nara
Web Sitesi Hazırlama
webcam
wesley sneijder
whitney port
Wilma Elles
xiaomi
yabancı basından
yabancı sinema
yahoo
yalan dünya
yalova
yangın
yaprak dökümü
yargı
yarış
yarışma
yasak aşk
yasaklar
yasaklı sitelere giriş
yasemin erbil
yasemin ergene
yasemin key allen
yasmin erbil
yaşam
yaşam koçu
yaşam ve insanlar
yatak odası
yatırım araçları
yaz modası
yazlık bayan giysileri
yazlık çantalar
yazlık kombinler
yazlık modası
yelek
yelek modelleri
yemek tarifleri
yemekler
yenge
yeni
yeni moda
yenikapı
yenilikler
yere
yerel haberler
yerel seçim
yerel seçim anketi
yerel seçimler
yerel yönetim
yeşil kart
yeşim ceren bozoğlu
yetenek sizsiniz
ygs
yılan masajı
yıldız
yıldız kaplan
yıldız tilbe
yıldızlar
yılmaz erdoğan
yılmaz özdil
yırtık modası
yiyerek kilo verme
yoga
yoksulluk sınırı
yolanthe cabau
yolsuzluk
yorgunluk
yorum
you tube
youtube
yozgat
ysk
yusuf yerkel
yüksek tansiyon
yüksel aytuğ
yüreğir
zafer çağlayan
zahia dehar
zam haberleri
zararlı besinler
zayıflama
zayıflama diyeti
zayıflama teknikleri
zeliha sunal
zelkif kazdal
zencefil faydaları
zengin türkler
zenginlik
ziraat
ziraat bankası


























